Modern Müslüman: Diğergâmlık Kavramı Üzerine
Merve Diken
Metropol şehirlerden İstanbul’un göbeğinde, birçok ulaşım ağının
ortasında kurulmuş olduğundan uğrayanı fazla olan bir alışveriş
merkezine, kazma kürek yaktıran bir mart akşamında uğradık.
Çisildeyen yağmur damlaları, yerde kaygan zeminin soğuk yüzüne
çarptığında sanki keskin, minik buz kristallerine dönüşüyordu. Hava o
kadar soğuk. 3 mülteci çocuktan biri, alışveriş merkezinin lüks girişinde;
ayakları çıplak, üzerinde kısa kollu tişört, yırtık pantolonu ile duvar
dibine sinmiş; avuçlarına nefesini vererek ısınmaya çalışıyordu. Biz
gözlerimizi hafifçe üzerinde gezdirdikten sonra hızlı adımlarla girişe
doğru devam ettik. Dakikada çocukların önünden ortalama 20-30
yetişkin geçiyordu. Alışveriş merkezinde üç saat kadar oyalandıktan
sonra çıkışta aynı çocuğu, malum duvar dibinde, nefesiyle
uyuşukluğunu gidermeye devam ederken gördük. Hızla akan insan seli
içinde kimse yanaşıp neler olduğunu sorma gereğini bile duymadı.
Aynı soğuğa sahip bir akşamda, maneviyat beldesi Eyüp Sultan’a doğru
yola çıktık. Her ışıkta yaşları 4 ila 10 arasında değişen 2-3 çocuk, duran
araçların camını tıklıyorlardı. Şoför koltuğundaki arkadaş başını sola
çevirip bakma gereksinimi dahi duymadı. Ya da o kadar çok dönüp
bakmış ki bir kez daha dönüp bakmanın hiçbir şeyi değiştirmediğini
gördüğünden yormuyordu boynunu çevirerek.
…
Zaman geçiyor. Hızla çevremizdeki dert ehlinden uzaklaşıyor, görmüyor
gibi yapmanın daha kârlı olduğunu düşünerek gözümüzün alanını
daraltmaya yöneliyoruz. ‘ At Gözlüğü ile bakma’ diye uyarılırdık eskiden.
Ama şimdi at gözlüklerimizi zihnimizle yapıp onlarsız bakmıyoruz etrafa.