Aralık aralık | Page 46

Kalplerin Mühürlenmesine Giden Yol: Ezanın Türkçeleştirilmesi Hamide Akkaya Halk, gerçekleştirilen reformlarla zaten geleneklerinden koparılıyorken yaşanan bu gelişmeyle beraber dönemin yöneticilerinin fikirleri arasında yer alan reddi mirasla bir kez daha karşı karşıya kalmıştır. Artık kulaklar alışkın olduğu o kutlu sesi aynı maneviyatla dinleyemiyordu. Çünkü Ezân-ı Muhammedî, özgülüğünü yitirmişti. Ona maneviyatını veren özü kaybettiği gibi huşu barındıran ezgisini de yitirmişti bir anda. Halk, ezanın gayesinden yoksun bırakılmıştı adeta ve insanlar bu durumdan hiç hoşnut değildi. Türkçe okunan ezana karşı tepkilerini ortaya koymak isteyen halk tarafından en büyük tepki 1 Şubat 1933 tarihinde Bursa’dan gelmiştir. Bursa Ulu Cami’de Arapça ezan okunmak istenince olaylar çıkmış ve olaylar sonucunda yapılan yargılama sonrasında 19 kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştır. Dinin manevi ikliminden uzaklaşmayı istemeyen halkın gerçekleştirdiği bu muhalif hareket de iktidar tarafından bastırılarak halk inançlarına sahip çıkma hususunda pasifleştirilmeye çalışılmıştır. Bu olay sonrasında ezanın Türkçe okunması yönündeki denetimler sıkılaştırılmıştır. 1941 yılında yapılan yeni bir düzenlemeyle de ezanı Arapça okuyanlara 3 aya kadar hapis ve 10 liradan 200 liraya kadar olan para cezası veren kanun maddesi onaylanmıştır. Halk, yaptırımlar neticesinde korku ile sindirilmeye çalışılmıştır. Korkutulan halktan birinin bu konuyla alakalı küçük bir anısını paylaşmak istiyorum sizlerle: “Ezanın Türkçe okunduğu yıllarda 10-15 yaşlarındaydım. Bir hatıra olarak o yıllardan hatırladığım şudur: Bir Ramazan ayıydı. Çukur ’da idik. Dedem ezan okumamı istedi benden. Ben de eski ezanı okumayı bilirdim o zamanlarda.