Kalplerin Mühürlenmesine Giden Yol: Ezanın Türkçeleştirilmesi
Hamide Akkaya
Tarih öylesine karışık, etkileyici ve bir o kadar da hüzünlü olaylara
sahne olmuştur ki tarihimizdeki bu hüzünlü süreçten ezan da nasibini
aldı. Ezanın hüzünlü dönemi 1932-1950 yılları arasını kapsamaktadır.
Şimdi bu hüzünlü süreci kısaca anlatalım: Bilindiği gibi Kurtuluş
Savaşı’nın sonu ve Cumhuriyet’in ilanıyla Türkiye’de yeni bir dönem
başlamıştır. Bu dönemde yeni bir devletin kuruluşunun
gerçekleştirilmesi amacıyla birçok reform gerçekleştirilmiştir. Bu
reformlar, Türkiye’de yeni bir toplum düzeni, hukuk sistemi, eğitim
anlayışı ve siyasal bir yapı öngörülerek gerçekleştirilmiştir.
Gerçekleştirilen reformlarla birlikte aşama aşama yeni bir düzen
kurulmasına giden süreçte hedeflenen çağdaşlaşma ve millileşme
hareketlerinden din de etkilenmiştir. 1925’ten beri din bir taraftan
devlet yönetiminden uzaklaştırılırken öte yandan dinde reform
çabalarının bu politikaları takip ettiğini görüyoruz. Salt devlet ile dinin
birbirinden ayrılması ve birbirine karşı bağımsızlığını sağlamakla
yetinmeyen, aksine bir de buna uygun bir toplum oluşturma işine
girişen devrimlerin gerçekleştirildiğini, özellikle 1930’lu yıllarda
görmekteyiz. Sosyal alanda yapılan reform hareketleri içine din olgusu
da dâhil edilerek dinin millileştirilmesi ve modernizasyonu bu
dönemde tatbik edilir. Bu uygulamalardan biri olan Türkçe ezan,
Cumhuriyet tarihinin önemli ve ilginç aynı zamanda etkileyici ve
hüzünlü anlarından birisidir. Dini millileştirme hareketleri bağlamında
1924, 1926, 1928 ve 1932 yıllarında projeler gündeme gelmiştir. 1928
yılında İsmail Hakkı Baltacıoğlu tarafından dinde reform talepleri
yüksek sesle söylenmeye başlamıştır. Aynı yıl hazırlanan “Dinin Islahı
Beyannamesinde” ibadetlerin Türkçeleştirilmesi ve yeniden
düzenlenmesi öngörülmekteydi.