Aralık aralık | Page 44

Kalplerin Mühürlenmesine Giden Yol: Ezanın Türkçeleştirilmesi Hamide Akkaya Tarih öylesine karışık, etkileyici ve bir o kadar da hüzünlü olaylara sahne olmuştur ki tarihimizdeki bu hüzünlü süreçten ezan da nasibini aldı. Ezanın hüzünlü dönemi 1932-1950 yılları arasını kapsamaktadır. Şimdi bu hüzünlü süreci kısaca anlatalım: Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı’nın sonu ve Cumhuriyet’in ilanıyla Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemde yeni bir devletin kuruluşunun gerçekleştirilmesi amacıyla birçok reform gerçekleştirilmiştir. Bu reformlar, Türkiye’de yeni bir toplum düzeni, hukuk sistemi, eğitim anlayışı ve siyasal bir yapı öngörülerek gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen reformlarla birlikte aşama aşama yeni bir düzen kurulmasına giden süreçte hedeflenen çağdaşlaşma ve millileşme hareketlerinden din de etkilenmiştir. 1925’ten beri din bir taraftan devlet yönetiminden uzaklaştırılırken öte yandan dinde reform çabalarının bu politikaları takip ettiğini görüyoruz. Salt devlet ile dinin birbirinden ayrılması ve birbirine karşı bağımsızlığını sağlamakla yetinmeyen, aksine bir de buna uygun bir toplum oluşturma işine girişen devrimlerin gerçekleştirildiğini, özellikle 1930’lu yıllarda görmekteyiz. Sosyal alanda yapılan reform hareketleri içine din olgusu da dâhil edilerek dinin millileştirilmesi ve modernizasyonu bu dönemde tatbik edilir. Bu uygulamalardan biri olan Türkçe ezan, Cumhuriyet tarihinin önemli ve ilginç aynı zamanda etkileyici ve hüzünlü anlarından birisidir. Dini millileştirme hareketleri bağlamında 1924, 1926, 1928 ve 1932 yıllarında projeler gündeme gelmiştir. 1928 yılında İsmail Hakkı Baltacıoğlu tarafından dinde reform talepleri yüksek sesle söylenmeye başlamıştır. Aynı yıl hazırlanan “Dinin Islahı Beyannamesinde” ibadetlerin Türkçeleştirilmesi ve yeniden düzenlenmesi öngörülmekteydi.