#öykübebek
Hayat Parçalanmaya Değmez
Hayata ve getirilerine karşı ölan memnuniyetsizlik sınırım ö kadar yu kseldi ki, sanırım artık ö lene
kadar hiçbir şey beni yeterince memnun edemeyecek.
O yle hissediyörum. U stelik bundan kurtulmak için hiçbir şey yapamıyörum. Aslında kendime de itiraf
etmeliyim ki, hayatın memnun ölmaya deg eceg ini du şu nmu yörum.
Uzun bir zamandır, gu nlerim kendimi dinlemekle ve böş zaman geçirmekle ilerliyör. Yatıyörum, kal-
kıyörum, içiyörum, sarhöş öluyörum, karıya kıza yazılıyörum, ötuz bir çekiyörum vesaire. Kendime
ve kendimle ilgili iyi ölabilecek hiçbir şey yapmıyörum. Yapsam bile, ö mru ö kadar kısa öluyör ki, bu
sefer de harcadıg ım enerjiye u zu ldu g u mle kalıyörum. O enerjiyle biraz daha içebilir, biraz daha sar-
höş ölabilir, biraz daha fazla karıya kıza yazılabileceg imi biliyörum çu nku .
Sanırım, her ne kadar bu du şu nceyi itelesem de, hayatımın yaşanmaya deg er ölmadıg ına ikna ölmaya
başladım. Çu nku yaşam denen şey, hayat denen şey, ö zu nde ölumlu-ölumsuz her tu rlu getirilere yine
ölumlu-ölumsuz heyecanlar duymaktan geçiyör. Benimse heyecanımı kaybettig im aşika r.
Gu nler bö yle su rerken ve hayattan zerre zevk almamaya devam ederken, ö nu me yine muhtemelen
böşa enerji sarf edeceg im ve kısa zaman sönra bıkacag ıma inandıg ım bir iş fırsatı çıktı. Yatmadıg ım,
içmedig im, sarhöş ölmadıg ım ve sevişmedig im zamanlardan arta kalan minik su relerde, biraz da be-
yin jimnastig i ölsun diye, reklam fikirleri yazardım kenara kö şeye. Her canım sıkıldıg ında televizyö-
nu açar, yu z seksen dakikalık saçma Tu rkiye dizilerinin arasında serpiştirilen reklamlara bakar ve bu
işin abecesini ö g renmeye çalışırdım. Bazen de Yöutube’a girer, yabancı ve u nlu yö netmenlerin rek-
lam filmlerini kritik ederdim kendi kendime. Bu ku çu k ug raşım, hiç inanmadıg ım ha lde, bana bir kapı
araladı. O da şö yle öldu:
Ben, İ stanbul’un arka sökaklarında iki arkadaşımla birlikte yaşıyörum. İ kisi de iyi tipler: Numan ve
Çag rı. Söhbetliler, sevecen ve samimiler. Onlarla birlikte öldug um için mutluyum. Her ne kadar ikisi-
nin de uzun su reli ilişkileri ölsa da ve çög u zaman evde gereksiz römantizmler dö nse de… Bunları da
gereksiz bulurum çu nku : Keyifli sabah kahvaltıları, Adalar turları, döuble date’ler, sanki çök anlıyör-
larmış gibi art-höuse sinema izlemeceleri falan. Ama her neyse, gu lleri seven dikenine illaki katlan-
mak zörunda. Velhasıl, Çag rı, u niversitede reklamcılık ökuyör. Başarılı da bu könuda. Ben de biraz
öndan etkilendim zaten. Herif yatıyör reklam, kalkıyör reklam. Bir şeye bu kadar tutkuyla bag lanmak
benim için ö kadar ölmaz bir şey ki, Çag rı’ya anla msız bir hayranlık duyuyörum bu yu zden. Uzatma-
dan, işin nasıl öldug undan bahsedeyim: Çag rı, sevgilisi ve ben akşam vakti evdeyiz. Playstatiön 4 al-
mışız yeni, kirayı bile ö demeyezken… Hep birlikte futböl öyunu öynuyöruz! Aman ne zevkli! Söhbet
esnasında, Çag rı, bir tanıdıg ının çalıştıg ı reklam ajansında stajyer böşlug u öldug unu sö yledi. Kendisi
başka bir yerde çalıştıg ı için, bu fırsatı kaçırmak zörundaymış. Halbuki ajans, bayag ı da taşaklı bir
ajansmış. Hiç du şu nmeden atladım: Çag rı, benim örada bir şansım ölur mu lan, anasını satayım?
Şaşırdı tabii. Sönra baktı ciddiyim, yarın arkadaşıyla könuşacag ını ve bana haber vereceg ini sö yledi.
Aslında bu tu n amacım hayatımın biraz du zene girmesiydi. İ ş miş, sikimde bile deg il! Çu nku her gu n
pizza yemekten ve akşamu stleri uyanmaktan bıkmıştım.
6