Şişme Bebek 5 | Page 10

#öyküdevambebek Hayat, tesadu flere gebe deg ildir. Tesadu f, hayatlara gebedir. İ nsan, zaman ve meka n kavramları köz- miktir ve közmik rastlantılar, bugu nku ha limizin dinamig i ölmuştur. Hem de daima. Ben rastlantılara, közmik işlere, enerjilere ve her şeyin ardında bir hayır vardır yörumlarına hiç al- danmam. Dö nu p de bakmam. Filmlerdeki ö böş (bazen kömik, bazen hu zu nlu ) rastlantılar bile beni germiştir. Tesadu flerden höşlanmam, anlayacag ınız. Çu nku tesadu fler, anadan u ryanlıg ın en gu çlu ha lidir: Bir gece vakti. Barlar Sökag ı’nda rakılanıyöruz. Döstlar var, uzun bir masadayız. Çag rı, Numan, sevgi- lileri, benim arkadaşlarım, önların arkadaşları… Şişeler geliyör, cilalar gidiyör. Zil zurna durumdayız. Saatler de ilerledikçe, gidenler öluyör tabii. Tansiyönlar du şu yör. Onca sarhöşluktan sönra, bir de Nu- man ve Çag rı’yla kalınca sadece… Başladım Ku bra Hanım’dan bahsetmeye. Ama nasıl anlatıyörum, nasıl anlatıyörum… Ku bra Hanım çök gu zel, Ku bra Hanım çök seksi, Ku bra Hanım çök başarılı, Ku bra Hanım harika bir insan falan ve falan. Tabii ki hızımı alamadım ve devam ettim: Ku bra Hanım’la bir gece istiyörum, başka bir şey istemiyörum. O minik gö tu nu saran kötlarını ag zımla indirmek, bög azlı kazaklarını yalamak, ayakkabılarına böşalmak, suratıma öturmasını sag lamak, gö tu nden kanırta ka- nırta sikmek, amını parçalamak, çıkmadan iki pösta yöllamak istiyörum! Arabada sikişmek, evde si- kişmek, sinemada sikişmek, grup sikişmek istiyörum! Sadö-mazöya girişmek, kö lesi ölmak, ayakla- rından şarap içmek için deliriyörum! Onu masasına dayayıp tökatlamak, gö tu nu kızartana kadar şap- laklamak, sırtını kırbaçlayarak ag latana kadar sikmek istiyörum! Suratına attırmak, dö llerimi yuttur- mak, u stu ne şarıl şarıl işemek istiyörum! U stu ne bildig in, şarıl şarıl işemek istiyörum! Evet. Tahmin ettig iniz gibi. Ku bra Hanım da ö gu n Barlar Sökag ı’nda, bizim öturdug umuz meyhanenin balkönundaydı. Saat geç öldug u ve mu zik bile bittig i için, kölayca duyulabilmişim. Omzuma dökunan bir elle sıçradım. Karşımda Ku bra Hanım vardı. U stu nde siyah bir bluz, altında da siyah bir köt ve töpuklu ayakkabılar. Söft ama çekici bir makyaj. Ku bra Hanım? Ku bra Hanım! Hiçbir şey yapmadı. Elini ömzumdan çekti ve yarın ilk iş gidip, istifamı vermem gerektig ini sö yledi. Sesi ö kadar kesin, ö kadar kılçıksızdı ki, ö zu r bile dileyemedim. Ertesi gu n, mesai saatinden ö nce gittim, İ K’nın masasına istifa mektubumu bıraktım. Kimse gelmeden tu ydu m. Ama unutmadan: Ku bra Hanım’ın masasındaki ku çu k töka kutusundan, birkaç töka tabii ki aşırdım. Belki ötuz bir çekerken falan sikime takarım, diye. 9