İpekyolu Medeniyetleri temmuz 2013 sayı 8 | Page 113

“ Ecdâdımızın heybeti ma’ rûf-ı cihândır, Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır.”
Manevî değerler fertlerin aidiyet ve teslim olma yönleriyle ilgilenir, insan ve toplum ilişkilerini güçlendirir. Bu duyguları ta 16. Yy. da bizlere aşılayan, bölgemizdeki manevî fethe iştirak eden Saçaklızadelere selâm olsun. Hakkaniyeti, birbirimize sevgi ve saygıyı aşılayıp adeta bir pusula görevi icra eden Saçaklızadelere ve bütün gönül sultanlarına selâm olsun.
Bilim adamı ve gönül ehli olan Saçaklızade kardeşler, sabırla, Hıristiyan olan insanlara İslâm dinini anlatarak Müslüman olmalarını sağladılar. Onlarla birlikte yaşadılar, alışverişte bulundular, acılarını ve mutluluklarını paylaştılar. Bu sâyede halk tarafından sevildiler ve itibar gördüler. Öyle ki onların tutum ve davranışları Trabzon ile Kahramanmaraş arasında sevgi ve muhabbetin gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bugün Kahramanmaraş’ ta yaşamakta olan veya şehri ziyaret eden herkes bunu açıkça görebilmektedir. Kahramanmaraşlılar, Trabzon Caddesi’ nden geçerken Trabzon sınırları içinde yatan Kahramanmaraşlıları da yâd etmektedirler.
İnsanlığa hizmet uğruna bir ömür vermiş bir hayat sunmuş bu fedakâr, cefakâr ve hizmetkâr büyüklerimize sevgi ve hürmet beslerken, onlardan aldığımız dünyamızı da ahretimizi de huzura dönüştürecek manevî mirası, Türk İslâm mirasını, gelecek nesillere miras bırakacak yazılı olarak aktarma görevimiz vardır.
Bu vefanın bir nişanesi olarak Kahramanmaraş’ ta 1993’ te kurulan Saçaklızade Vakfı, eğitim ve kültür faaliyeti yürütmenin yanı sıra, günde 600 fakir insanın iki öğün sıcak yemek yemesini sağlamakta, aşure günleri ve kutlu doğum haftası gibi faaliyeti de yürütmektedir. Bu vakıf, ayrıca, fakirlerin ihtiyaçlarını karşılamak için Uncular Câmisi külliyesi içinde 12 Mayıs 2006’ da bir de mağaza açmıştır. Fakirler mağazadan alışveriş yapar gibi ihtiyacı olan ürünleri karşılıksız alabilmektedir. Bütün bu hayırlı hizmetler ve gelişmeler Saçaklızade kardeşlerin azîz hâtıralarına hürmeten yapılmaktadır. Bu konuda bir hizmet hamlesinin de Trabzonlular’ dan beklendiğini ifade etmek isterim.
Bu topraklarda yaşayan insanlar binlerce yıldır dostça birlikte yaşadı. Bugün meselelerimizin çözümü de bu kardeşlik anlamının altında gizlidir. İnanıyorum ki bu kardeşliğimizi bozmazsak meselelerimizi de kolayca çözebiliriz. İki şehrin kardeşliğine, birliğine vurgu yapmak aynı zamanda Van ile Maraş’ ın, Hakkari ile Edirne’ nin, Diyarbakır ile Trabzon’ un, Ağrı ile İzmir’ in ve bütün Türkiye’ nin, Kaşgar’ la Endülüs’ ün, Bursa’ yla Üsküp’ ün, Rize’ yle Prizren’ in, Kerkük’ le Akmescit’ in, Halep’ le Kazan’ ın, Medine ile İstanbul’ un, bütün bir Türk İslâm dünyasının kardeşliğine vurgu yapmak olur.
Trabzon’ da böyle bir toplantının tertip edilmesi, dünden yarına kapılar açılıp, köprüler kurulması, mâzi-hâl-istikbâl temâdiyet şuurunun kıyama durdurulması ve yüreklerin böylesi bir îman, inanç, azim ve kararlılıkla çarpması sâyesinde istikbâle dâir umutlarımızı daha da güçlendirirken, yâdımıza da Namık Kemal’ in“ Vatan Şarkısı” ndaki şu mısralar düşmektedir:

“ Ecdâdımızın heybeti ma’ rûf-ı cihândır, Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır.”

113
İpek Yolu Medeniyetleri