merdivenle aşağıya iner. Düştükleri katta üstleri başları toz olduğu halde azgın tavırları artarak devam eder. Masadaki yaşlı kadın mücevher yüzüğünün tozunu alır; bazısı, hizmetçiler toz fırçaları ile üstlerini temizledikçe birbirine gülümser, bazısı kendi tozunu silker. Masada herkes birbirine bakar. Biri yemeye başlasın, biz de devam edelim der gibi. Bıçaklar olması gerekenden kat be kat büyüktür. Keman ve piyano sesleri, derisi dahî yüzülmemiş hayvanların masaya servis edilişi ve çatal-bıçak kullanımı taban tabana zıt bir görüntü meydana getirir.
Ve bir kat aşağı … Bir kat daha … Hizmetçiler, masadakileri takip eder; etrafı tam temizlemeye başlayacakları sırada yer sallanmaya başlar ve şef garsonun komutuyla geri çekilirler. Onlar düşmeden hizmetçiler bilmem kaç kat inerler. İndikçe inerler. Hizmetçiler son hazırlıklarını yapar. Piyano yerini alır; keman masadakilerin gelmesini bekler.
Masadakiler, yine birinin yemeye başlamasıyla bir yarışın içindeymiş gibi hızlı hızlı ağzını şapırdatarak yemeye başlarlar. Önceki katlarda garsonun tabağına koyduğu etleri elinin tersiyle iten genç kadın da ağlamaklı bir hâl ile tabağındakileri yemeye başlar. Hatta öyle yer ki tabağındaki bitmeden başkasının tabağındakilere saldıracak iştahla!.. Artık kimse neler olduğunu sorgulamıyordur. Masadakiler düşer fakat hizmetçilerin beklediğinden çok daha dibe doğru düşer. Dipten de dibe … Akıbetleri gösterilmez bu on bir kişinin. Film, hizmetçilerin korkudan terlemiş yüzlerle sonu meçhul dibe doğru baktıkları ânda son bulur.
Şimdilik-Son-
şey olmamış gibi iştahlarının artarak yemeklerine devam etmesi gidişatın vahametini ortaya koymuş. Masadakilerin düşmesiyle hizmetkârların merdivenleri takip etmesi de oldukça düşündüren sahnelerden. Peki bu bağlılığın sebebi nedir? Masada oturanlar belli bir ekonomik seviyenin üstünü, hizmet edenler ise belli bir ekonomik seviyenin altını mı temsil ediyor? Peki … Kendinizi bu sahnede kim olarak görüyorsunuz? Serumla beslenen hasta adam mı? İlk nerede olduğunu sorgulayıp sonra kendini çarka kaptıran genç kadın mı? Başından beri iştahla yemek yiyen kel adam mı? Şef garson? Hizmetçi? Masadaki ceylan? Peki şef garson, masadakiler onların beklediği yerden daha da aşağıya düştüğünde neden gülüyor? Artık masadakiler onlardan daha aşağıda diye mi? Masadakiler en başta gözleri dönmüşçesine yese bile başkasının tabağından yemiyordu. En başta çekinen genç kadın dahî, sona doğru, onca bolluk içinde kendi tabağını bitirmeden başkasının tabağından yemeye başladı. Onları böylesine baştan çıkaran neydi? Doymamak mı doyumsuzluk mu? Doyumsuzluk … Bu sahne, Modern Times filminde Charlie Chaplin’ in uyuşturucunun etkisinden kaynaklı saldırgan bir halle başkasının ağzına götürdüğü ekmeği almasını hatırlattı mı size de? Belki biz de uyuşturuluyoruz tıpkı bu şekilde … Ne dersiniz?
Filmde benim için dikkate değer başka noktalar da var: Hristiyanlara göre yedi ölümcül günah olan oburluğu ve getirdiği sonuçları gözler önüne sermiş. Masadakilerin ilk aşağıya düşüşünde çığlık atması ama daha sonraki düşüşlerinde alıştıklarından mıdır bilinmez seslerinin çıkmaması ve hiçbir
5 www. internetdergisi. net