ÇEMBERİMDE GÜL OYA 1 | Page 290

TC ERGANİ KAYMAKAMLIĞI SELMAN ORTAOKULU ÇEMBERİMDE GÜL OYA ünlülerimiz-TÜRKÜLERİMİZ Celal Güzelses (1899, Diyarbakır - 1 Şubat 1959) (Mehmet Celalettin), Şark Bülbülü unvanlı Kürt kökenli[1] ses sanatçısı. 1934 yılında Güzelses soyadını almıştır. Derviş Hasan ile Latife Hanım'ın oğludur. Eğitimi sırasında ve yaşamının son yıllarında müezzinlik de yaptı. 22 Haziran 1943'te birkaç arkadaşıyla birlikte Diyarbakır Halk Musiki Cemiyetini kurdu.Türkülerinden bazıları; Ağlama Yar Ağlama, Mardin Kapı Şen Olur, Ayvanda Yatan Oğlan, Bahçede Yeşil Çınar,Fincanın Etrafı Yeşil, Yaş Destanı Yaş Destanı Türküsü Bazı sanatçılar vardır toplumun herkesimine hitap eder.Celal Güzelses'de bu sanatçılarımızdan biridir.Yaş destanı türküsü;hayatı bir film şeridi gibi bir kaç dakikaya sığdıran bu cümleler,hepimizin yaşamımızdaki ortak ve kaçınılmaz gerçeklerimizdir. Bir güzel ki on yaşına girince Gonca güldür henüz açılır Onbirinde gonca diye koklarlar Onikide elma deyip saklarlar Onüçünde cevrü cefa çekerler Ondördünde hamre şeker benzer Onbeşinde güzelliğin çağıdır Onaltıda gören aklın dağıdır Onyedide göğsü cennet bağıdır Uzanır kameti selviye benzer Onsekizde hem artırır zarını Ondokuzda terkeylemiş arını Yirmisinde gözetir şikarını Zincirinden kopmuş aslana benzer 1946 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini aynı şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Belediye Konservatuarı’nda iki yıl öğrenim gördü. 1970 yılında İstanbul Radyo Evi imtihanını kazandı. Aynı tarihlerde İstanbul Diş Hekimliği Fakültesi’nde öğrenim gördü. Üniversite yıllarında ilk plak çalışmasını yaptı 1975 yılında Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu. Doktorluk, radyoevi ve müzik çalışmalarını birlikte sürdürdü. 17 adet 45’lik plak, 4 adet long play (uzun çalar) ve 8 adet kaset çalışmam olan Bedri Ayseli, evli ve iki çocuk babasıdır. Sanatçı halen müzik çalışmalarını Kültür Bakanlığı sanatçısı olarak sürdürmektedir. Altınmeşe Izzet(1945-): Halk müziği sanatçısı. 1977'de TRT sanatçısı oldu. Halk müziğine kendi ne özgü bir yorum getiren Altınmeşe kendi yöresinden derlediği türkülerle tanındı. Yirmibeşte bıyıkları burulur Otuzunda akan sular durulur Otuzbeşte hep günahlar sorulur Yalana karışmış irfana benzer Kırk yaşında gazel dökülür bağlar Kırkbeşinde günahlarına ağlar Ellisinde insanlara bel bağlar Dağbaşına çökmüş dumana benzer Ellibeşte sızı iner dizine Altmışında duman çöker gözüne Altmışbeşte hiç bakılmaz yüzüne Ahireti görmüş Sübhan'a benzer Altmışbeşten sonra beller bükülür Bütün damarlardan kanlar çekilir Gel gel diye toprak çağırır Geldi geçti şimdi yalana benzer Beni ağlatma ki sen de gülesin Leyli leylim ha leylim Hem muradan hem maksudan eresin Yavru yavru yavru ha yavrum Celal Güzelses ÜNLÜLERİMİZ ESMA OCAK Ali Emiri(1857--1924): Arastırmacı, tezkire yazarı. Ömrü kitap okumak, yazmakve toplamakla geçen Ali Emiri'nin zengin bir kütüpphanesi vardı. Vefatından sonra bu kitapları Fatih Millet Kütüphanesine konulmuştur. Tezkirei Suara'yi Amid, Osmanlı Vilayet-i Şarkiyesi, Osmanlı Şehirleri, Diyarbekir'li Bazı Zevatin Terceme-i Halleri gibi eserleri bulunan Emiri, 32 sayı yayınlanan Osmanlı Tarih ve Edebiyatı dergisini ve 6 sayılık Amid-i Sevde dergisini çıkardı. (Çocuk yaşta evlilikten Edebiyatın zirvesine...) Asena Orhan (1922-): Oyun yazarı. 1954-55 tiyatro mevsiminde Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahneye konan "Tanrılar ve Insanlar"la oyun yazarlığına başladı. Tarihsel konuların eserlerinde önemli bir yer tuttuğu gözlenen Asena'nın kimi eserleri: Hürrem Sultan, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Atçalı Kel Mehmet, Tohum ve Toprak, Yalan, Korku. Gökalp Ziya(1876-1924): Yazar, Abdülhamid’e karşı gizli örgüt çalışmalarına katıldığından dolayı hapsedildi ve sürüldü. Sürgün yeri olan Diyarbakır’da İttihat ve Terakki Partisini örgütlemeye çalıştı, gazete çıkardı. 1923'de Diyarbakır Milletvekili seçildi.1924 Ekim'inde İstanbul’da öldü. Kıtalardan bazilari :Türkçülüğün Esasları, Saki İbrahim Destanı, Altın Işık. Çetin Hikmet 1937-): Politikaci,1960 da Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. DTP de çalisti.1974 de politikaya atıldı. Devlet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Nazif Süleyman(1869-1927): Şair, yazar. Gördüğü özel öğrenimle Farsça, Arapça ve Fransızca öğrendi. Diyarbakır Vilayet Matbaası Müdürlüğü ve Diyarbakır Gazetesinin baş yazarlığını yaptı. II. Abdülhamid yönetiminden kaçtı. Paris'e gitti ve orada Meşveret gazetesini çıkardı. Yurda dönüsünde 12 yıl Bursa'da zorunlu oturma cezasına çaptırıldı. Meşrutiyet’ten sonra Basra, Kastamonu, Musul, Trabzon ve Bağdat valiliklerinde bulundu. 1915'te İstanbul’a yerleşerek Halk, İleri, Hadisat gazetelerinde yazdı; Halk ‘ın baş yazarlığını yaptı. İstanbul’un işgalini protesto amacıyla yazdığı "Kara Bir Gün" yazısı ve ayni yönde verdiği konferanslar nedeniyle Malta'ya sürüldü.1922 de yeniden İstanbul’a yerlesti. Yaşamının sonuna değin burada kaldı. Resimli Gazetede çalıştı. Süleyman Nazif'in hayati 1894-1895'de Diyarbekir Vilayeti Salnamesi'ni hazırlaması ile baslar.1898 de Servet'i Fünun'da şiirleri yayınlandı. Meşrutiyet Döneminde yazdığı tarih, eleştiri, ani türündeki yazılarıyla basari kazandı. 5 Haziran 1928 de Diyarbakır'da doğdu.15 yaşında lise ikinci sınıf öğrencisiyken ailesi tarafından görücü usulüyle evlendirilerek öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Evliliğinin ardından Diyarbakır şehir merkezinden Bismil’in Kazancı köyüne taşınarak burada Kürtçe öğrendi. 33 yaşında kocasını kaybettikten sonra kocasının işlerinin başına geçerek çiftçilik yapmaya, eş zamanlı olarak da yazı çalışmalarını sürdürmeye başladı. Gündüzleri çalışan Ocak, akşamları çevresindeki kadınların hikâyelerini dinledi. Bu hikâyelerden yola çıkarak yazdığı ilk öykü kitabı Berdel’i şair Ahmet Arif’in teşvikiyle yayımladı. Kitap 1990 yılında Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlandı, 1991 yılında 41. Berlin Film Festivali’nde Festival Özel Ödülü gibi pek çok uluslararası ödül aldı. Kitap Almancaya çevrilerek Almanya’da yayımlandı. "Berdel" ve "Yeni Çardak" öyküleri tiyatroya uyarlandı. Yazarlık kariyeri boyunca onun üzerinde eser yayımlayan Ocak, 75 yaşından sonra bilgisayar kullanmayı öğrenerek son çalışmalarını bilgisayarda hazırladı. 2006 yılında Ziya Gökalp’in özel yaşamını kaleme aldığı Bir Filozofun Özel Yaşamı: Ziya Gökalp adlı biyografi kitabını yayımladı. Berdel (1981) Kırlar Dağının Düzü (1982) Kervan Servan (1983) Sara Sara (1987) Kuyudaki Ses (1990) Muş Gürcüsü Destanı (1991) Surlu Kentin Sır Suyu(1994) Kadınlar Mektebi (1995) Duvar İçindeki Diyar (Diyar-be-kir) (1998) Bir Filozofun Özel Yaşamı Ziya Gökalp (2006) İçerdeki Avcı (2008) Münire (2005) SUZAN SUZİ "Suzan Suzi" Hikayesi Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır. Bu Kırklardağı'nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler. Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş. Kadın, Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş, adak adamış. Bir kızı doğmuş. Adını Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler, giydirir ve Kırklar'a götürerek, bir kurban kestirirmiş. Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüp, güzel bir genç kız olmuş. Müslüman komşularının oğlu Adil'le, birbirlerine aşık olmuşlar. Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne göndermiş. Arkalarından habersizce Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler. Kırklar Ziyareti, bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çar pmış. Kız On Gözlü Köprü'nün orada, Dicle'de boğularak ölmüş. Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de aklını yitirmiş. Kırklar Dağı'nın düzü Karanlık bastı bizi Kör olasan zalım Suzan Ziyaret çarptı bizi Köprü altı kapkara Ana gel beni ara Saçlarıma kumlar doldu Tarağ getir de tara Gazi köşkü serindir Dicle suyun derindir Ağlama sen garip anam Kadir mevlam karimdir Bedri AYSELİ