TC
ERGANİ KAYMAKAMLIĞI
SELMAN ORTAOKULU
ÇEMBERİMDE GÜL OYA
ünlülerimiz-TÜRKÜLERİMİZ
Celal Güzelses (1899, Diyarbakır - 1
Şubat 1959) (Mehmet Celalettin), Şark
Bülbülü unvanlı Kürt kökenli[1] ses
sanatçısı. 1934 yılında Güzelses soyadını
almıştır. Derviş Hasan ile Latife Hanım'ın
oğludur. Eğitimi sırasında ve yaşamının
son yıllarında müezzinlik de yaptı. 22
Haziran 1943'te birkaç arkadaşıyla birlikte
Diyarbakır Halk Musiki Cemiyetini
kurdu.Türkülerinden bazıları; Ağlama Yar
Ağlama, Mardin Kapı Şen Olur, Ayvanda
Yatan Oğlan, Bahçede Yeşil
Çınar,Fincanın Etrafı Yeşil, Yaş Destanı
Yaş Destanı Türküsü
Bazı sanatçılar vardır toplumun
herkesimine hitap eder.Celal
Güzelses'de bu sanatçılarımızdan
biridir.Yaş destanı türküsü;hayatı bir
film şeridi gibi bir kaç dakikaya
sığdıran bu cümleler,hepimizin
yaşamımızdaki ortak ve kaçınılmaz
gerçeklerimizdir.
Bir güzel ki on yaşına girince
Gonca güldür henüz açılır
Onbirinde gonca diye koklarlar
Onikide elma deyip saklarlar
Onüçünde cevrü cefa çekerler
Ondördünde hamre şeker benzer
Onbeşinde güzelliğin çağıdır
Onaltıda gören aklın dağıdır
Onyedide göğsü cennet bağıdır
Uzanır kameti selviye benzer
Onsekizde hem artırır zarını
Ondokuzda terkeylemiş arını
Yirmisinde gözetir şikarını
Zincirinden kopmuş aslana benzer
1946 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk ve orta
öğrenimini aynı şehirde tamamladıktan sonra
İstanbul Belediye Konservatuarı’nda iki yıl
öğrenim gördü. 1970 yılında İstanbul Radyo
Evi imtihanını kazandı. Aynı tarihlerde
İstanbul Diş Hekimliği Fakültesi’nde öğrenim
gördü. Üniversite yıllarında ilk plak
çalışmasını yaptı 1975 yılında Diş Hekimliği
Fakültesi’nden mezun oldu. Doktorluk,
radyoevi ve müzik çalışmalarını birlikte
sürdürdü. 17 adet 45’lik plak, 4 adet long
play (uzun çalar) ve 8 adet kaset çalışmam
olan Bedri Ayseli, evli ve iki çocuk babasıdır.
Sanatçı halen müzik çalışmalarını Kültür
Bakanlığı sanatçısı olarak sürdürmektedir.
Altınmeşe Izzet(1945-):
Halk müziği sanatçısı. 1977'de TRT
sanatçısı oldu. Halk müziğine
kendi ne özgü bir yorum getiren
Altınmeşe kendi yöresinden
derlediği türkülerle tanındı.
Yirmibeşte bıyıkları burulur
Otuzunda akan sular durulur
Otuzbeşte hep günahlar sorulur
Yalana karışmış irfana benzer
Kırk yaşında gazel dökülür bağlar
Kırkbeşinde günahlarına ağlar
Ellisinde insanlara bel bağlar
Dağbaşına çökmüş dumana benzer
Ellibeşte sızı iner dizine
Altmışında duman çöker gözüne
Altmışbeşte hiç bakılmaz yüzüne
Ahireti görmüş Sübhan'a benzer
Altmışbeşten sonra beller bükülür
Bütün damarlardan kanlar çekilir
Gel gel diye toprak çağırır
Geldi geçti şimdi yalana benzer
Beni ağlatma ki sen de gülesin
Leyli leylim ha leylim
Hem muradan hem maksudan eresin
Yavru yavru yavru ha yavrum
Celal Güzelses
ÜNLÜLERİMİZ
ESMA OCAK
Ali Emiri(1857--1924):
Arastırmacı, tezkire yazarı. Ömrü kitap
okumak, yazmakve toplamakla geçen
Ali Emiri'nin zengin bir kütüpphanesi
vardı. Vefatından sonra bu kitapları
Fatih Millet Kütüphanesine
konulmuştur. Tezkirei Suara'yi Amid,
Osmanlı Vilayet-i Şarkiyesi, Osmanlı
Şehirleri, Diyarbekir'li Bazı Zevatin
Terceme-i Halleri gibi eserleri bulunan
Emiri, 32 sayı yayınlanan Osmanlı
Tarih ve Edebiyatı dergisini ve 6 sayılık
Amid-i Sevde dergisini çıkardı.
(Çocuk yaşta evlilikten Edebiyatın zirvesine...)
Asena Orhan
(1922-): Oyun yazarı. 1954-55 tiyatro
mevsiminde Ankara Devlet
Tiyatrosu'nda sahneye konan "Tanrılar
ve Insanlar"la oyun yazarlığına başladı.
Tarihsel konuların eserlerinde önemli
bir yer tuttuğu gözlenen Asena'nın kimi
eserleri: Hürrem Sultan, Simavnalı
Şeyh Bedrettin, Atçalı Kel Mehmet,
Tohum ve Toprak, Yalan, Korku.
Gökalp Ziya(1876-1924): Yazar,
Abdülhamid’e karşı gizli örgüt
çalışmalarına katıldığından dolayı
hapsedildi ve sürüldü. Sürgün yeri olan
Diyarbakır’da İttihat ve Terakki Partisini
örgütlemeye çalıştı, gazete çıkardı.
1923'de Diyarbakır Milletvekili
seçildi.1924 Ekim'inde İstanbul’da öldü.
Kıtalardan bazilari :Türkçülüğün
Esasları, Saki İbrahim Destanı, Altın
Işık.
Çetin Hikmet
1937-): Politikaci,1960 da Siyasal
Bilgiler Fakültesini bitirdi. DTP de
çalisti.1974 de politikaya atıldı. Devlet
Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı,
Başbakan Yardımcılığı görevlerinde
bulundu.
Nazif Süleyman(1869-1927): Şair,
yazar. Gördüğü özel öğrenimle Farsça,
Arapça ve Fransızca öğrendi.
Diyarbakır Vilayet Matbaası Müdürlüğü
ve Diyarbakır Gazetesinin baş
yazarlığını yaptı. II. Abdülhamid
yönetiminden kaçtı. Paris'e gitti ve
orada Meşveret gazetesini çıkardı.
Yurda dönüsünde 12 yıl Bursa'da
zorunlu oturma cezasına çaptırıldı.
Meşrutiyet’ten sonra Basra,
Kastamonu, Musul, Trabzon ve Bağdat
valiliklerinde bulundu. 1915'te
İstanbul’a yerleşerek Halk, İleri,
Hadisat gazetelerinde yazdı; Halk ‘ın
baş yazarlığını yaptı. İstanbul’un
işgalini protesto amacıyla yazdığı
"Kara Bir Gün" yazısı ve ayni yönde
verdiği konferanslar nedeniyle Malta'ya
sürüldü.1922 de yeniden İstanbul’a
yerlesti. Yaşamının sonuna değin
burada kaldı. Resimli Gazetede çalıştı.
Süleyman Nazif'in hayati 1894-1895'de
Diyarbekir Vilayeti Salnamesi'ni
hazırlaması ile baslar.1898 de Servet'i
Fünun'da şiirleri yayınlandı. Meşrutiyet
Döneminde yazdığı tarih, eleştiri, ani
türündeki yazılarıyla basari kazandı.
5 Haziran 1928 de Diyarbakır'da doğdu.15
yaşında lise ikinci sınıf öğrencisiyken ailesi
tarafından görücü usulüyle evlendirilerek
öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Evliliğinin ardından Diyarbakır şehir
merkezinden Bismil’in Kazancı köyüne
taşınarak burada Kürtçe öğrendi. 33 yaşında
kocasını kaybettikten sonra kocasının işlerinin
başına geçerek çiftçilik yapmaya, eş zamanlı
olarak da yazı çalışmalarını sürdürmeye
başladı. Gündüzleri çalışan Ocak, akşamları
çevresindeki kadınların hikâyelerini dinledi. Bu
hikâyelerden yola çıkarak yazdığı ilk öykü
kitabı Berdel’i şair Ahmet Arif’in teşvikiyle
yayımladı.
Kitap 1990 yılında Atıf Yılmaz tarafından
sinemaya uyarlandı, 1991 yılında 41. Berlin
Film Festivali’nde Festival Özel Ödülü gibi pek
çok uluslararası ödül aldı. Kitap Almancaya
çevrilerek Almanya’da yayımlandı. "Berdel" ve
"Yeni Çardak" öyküleri tiyatroya uyarlandı.
Yazarlık kariyeri boyunca onun üzerinde eser
yayımlayan Ocak, 75 yaşından sonra bilgisayar
kullanmayı öğrenerek son çalışmalarını
bilgisayarda hazırladı. 2006 yılında Ziya
Gökalp’in özel yaşamını kaleme aldığı Bir
Filozofun Özel Yaşamı: Ziya Gökalp adlı
biyografi kitabını yayımladı.
Berdel (1981) Kırlar Dağının Düzü (1982)
Kervan Servan (1983) Sara Sara (1987)
Kuyudaki Ses (1990)
Muş Gürcüsü Destanı (1991)
Surlu Kentin Sır Suyu(1994)
Kadınlar Mektebi (1995)
Duvar İçindeki Diyar (Diyar-be-kir) (1998)
Bir Filozofun Özel Yaşamı Ziya Gökalp (2006)
İçerdeki Avcı (2008) Münire (2005)
SUZAN SUZİ
"Suzan Suzi" Hikayesi
Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle
Nehri kenarında, Kırklardağı vardır.
Bu Kırklardağı'nın arkasında Kırklar
Ziyareti vardır. Çocuğu olmayanlar,
buraya gelip dilek dilerler.
Bir Süryani zengin ailenin de hiç
çocukları olmuyormuş. Kadın,
Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş,
adak adamış. Bir kızı doğmuş. Adını
Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl
doğum gününde, annesi onu süsler,
giydirir ve Kırklar'a götürerek, bir
kurban kestirirmiş. Suzan böylesine
bin nazlarla büyüyüp, güzel bir genç
kız olmuş. Müslüman komşularının
oğlu Adil'le, birbirlerine aşık
olmuşlar. Yine bir doğum yıl
dönümünde, annesi Suzi'yi,
hizmetçilerle beraber kurbanını
kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne
göndermiş. Arkalarından habersizce
Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban
kesme telaşından yararlanan Suzi,
Adil'le beraber, dağın arkasına
dolanmışlar ve orada sevişmişler.
Kırklar Ziyareti, bu beraberliği
bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi
çar pmış. Kız On Gözlü Köprü'nün
orada, Dicle'de boğularak ölmüş.
Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de
aklını yitirmiş.
Kırklar Dağı'nın düzü
Karanlık bastı bizi
Kör olasan zalım Suzan
Ziyaret çarptı bizi
Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara
Saçlarıma kumlar doldu
Tarağ getir de tara
Gazi köşkü serindir
Dicle suyun derindir
Ağlama sen garip anam
Kadir mevlam karimdir
Bedri AYSELİ