Voir magazin Ocak Sayısı | Page 45

İDDİALI ÇALIŞMALARIYLA GÜNDEMDE Trabzon’da 1986 yılında Dursun Usta tarafından temelleri atılan E Usta; yeni yıl ile birlikte 29 yaşına adım atıyor. Trabzon hasırının köklü markası E Usta; son dönemde İstanbul Kuyumcukent bünyesinde açılan atölyesiyle 14 ayar ürün gruplarında da iddialı çalışmalar ortaya koyuyor. Değerli kuyum ustası Dursun Usta’nın kurduğu E Usta; yaklaşık 10 yıldır oğulları tarafından geleceğe başarıyla taşınıyor. Trabzon’da doğdu İstanbullu oldu Hasırdaki tecrübesini ve kalitesini 14 ayar ürün grubuna da aktarmaya başladı. Trabzon hasırının ilk üreticilerinden biri olan E Usta Kuyumculuk; şimdi 2. kuşak tarafından daha büyük hedefler için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. E Usta Kuyumculuk bünyesinde başarılı Trabzon Hasır üretimi devam ederken, yakın zaman önce kurulan‘E Usta 14 ayar bölümü’ de kısa sürede çok önemli mesafeler aldı. Babası Dursun Usta’nın markasını kurduğu gün Dünyaya gelen ve E Usta ile aynı yaşta olan Emrah Usta, adeta markayla beraber büyüdü. Daha büyük hedeflere ulaşmak, daha geniş kitlelerin ihtiyacına cevap vermek adına İstanbul’da şubeleşmeyi tercih ettiklerini belirten Emrah Usta; “Hasır üretimindeki yüksek kalite anlayışımızı ve titiz çalışma sistemimizi 14 ayar ürün grubunda kendimize referans kabul ettik. Babamız bize sadece bir marka bırakmadı. Aynı zamanda; güvenin ve dürüstlüğün ismi bize miras bıraktı” diye konuştu. Kazım ŞAHİN FD Group Yönetim Kurulu Başkanı 2015 BAŞLARKEN Yeni bir takvim yılı başlıyor. Her şeyi sıfırladık. Aslında bir şeyin bittiği yada başladığı yok. Güneş dün de aynı doğup batıyordu, bugün de. Dünya Güneş etrafındaki bir tur dönüşünü tamamladı, biz de saymaya başladığımız günden bu zamana 2014’üncü tur bitti 2015’inci tur başladı diyoruz aslında. Ancak iş teknik olarak böyle olsa da, bir nefes almamızı, geçen turda ne yaptığımıza bakmamızı, önümüzdeki turda ne yapacağımızı planlamamızı sağlıyor. Herkes 2015 yılı için planlarını yaptı, hedeflerini koydu ve çalışmaya devam ediyor. Geçen ve gelen yıla ait düşüncelerimizi önceki sayıda paylaşmıştık. Burada sadece bu yılın değil belki de geçen tüm yılların derdi olan bir konuyu hatırlatmak istiyoruz. Birlik olmayı, ya da birlik olamamayı hatırlatmak istiyoruz. Aslında birlik olmayı çok iyi bilen bir milletiz. Tek problem işler kötü gittiğinde birlik olup, biraz rahata erdiğimizde bu birliği kaybetmemiz. Bu kadar büyük bir problem mi bu? Belki farkında değiliz ama evet büyük bir problem. Zor günleri birlik olarak aştıktan sonra, o güç birliğiyle önünüze gelen her şeyi yıkabilecekken, beklenmedik bir anda yaşanan bir dağılma. Peki bu dağılma nerede? Bakın etrafınıza her yerde görebilirsiniz. Ticari ortaklar payına düşenle yetinmeyip hepsini istediği için ayrılıyorlar. Yıllardır çalışan personel üç kuruş fazla para ya da ben de patron olayım düşüncesiyle ayrılıyor. Tezgahta ya da atölyede çalışan arkadaşlar kendilerini ön plana çıkarmak için takım olmayı bırakıp bireysel davranıyor. Güzel ülkemizde yaşayan hemen hemen herkes bir çeşit “BEN” sahip olayım duygusuna bağlı olarak güçleri bölüyor ve yalnız hareket etmeye başlıyor. Etrafınıza baktığınızda burada saymadığımız bu gibi düşüncelerle parçalanmış birçok örnek görülebiliyor. Ana yapıdan ayrılan parçalar yeni yapılarıyla zayıf işler yapıyorlar. Her iş