Labirent: Alev Deneyleri
nelden çıktık. Yüz altmış kilometre kuzeye ilerleyip Alev’i geçmemiz
gerekiyor. Bunlar sizin için bir şey ifade ediyor mu?”
Bir kez daha sanki söylediklerini duymamış gibiydiler.
“Tüm Deliler çıldırmadı. Hepsi deliliğin ötesine geçmedi.” Son
cümleyi sanki bir yerden bahsediyor gibi söylemişti. “Hepsi farklı
aşamadalar. Kiminle dost olup kiminle olmayacağınızı bilseniz iyi
olur. Ya da kimi öldüreceğinizi. Bizim yolumuzda gelecekseniz bunu
bir an önce öğrenseniz iyi olur.”
“Sizin yolunuz nedir?” diye sordu Minho. “O kasabadan geldiniz,
değil mi? Bütün Deliler orada mı yaşıyor? Yiyecek ve su var mı?”
Thomas da Minho gibi milyonlarca soru sormak istiyordu. İki
Deli’yi de yakalayıp onlan cevap vermeye zorlamak istiyordu. Fakat
o an için ikilinin onlara yardımcı olmaya hiç niyeti yoktu, yeniden
birbirlerinden ayrılıp Kayranlılann iki yamndan geçerek kasabanın
olduğu tarafa derlediler.
İlk konuştukları yerde durdular, arkalarındaki kasaba uzaktan,
havada süzülüyor gibi göründüğü sırada, “Hastalığa yakalanmadıysanız
da yakalanacaksınız. Tıpkı diğer grup gibi. Sizi öldürmesi gereken
grup,” dedi kadın.
İki yabancı arkalarını dönüp bir sürü binanın olduğu kasabaya
doğru koşmaya başladı. Thomas ve diğer Kayranlılar ise şaşkınlıkla
hiçbir şey diyemeden arkalarından bakakaldılar. Çok geçmeden koşan
Deliler toz sıcaklık dalgası ve tozlann arasında gözden kayboldular.
“Diğer grup mu?” dedi birisi. Tava olabilirdi. Thomas uzaklaşan
Delüer’i izlemek ve hastalıkla ügüi endişelenmekle o kadar meşguldü
İd kimin konuştuğuyla ügilenmedi.
“Acaba benim grubumdan mı bahsediyorlardı?” Bunu söyleyen
kesinlikle Aris’ti. Thomas sonunda güçlükle de olsa kendine geldi.