“Rachel.” Aris duraksayınca Thomas bir an için konuşmanın
bittiğini sandı ama çocuk devam etti. “Yakından öteydik. Bir şeyler
oidu. Bir şeyler hatırladık. Yeni anılar yarattık.”
Thomas, Minho’nun bu son söze kahkahayla güleceğini düşündü
ama kendisi için, o güne kadar duyduğu en acılı üç kelimeydi. Bir
şeyler söylemesi, önermesi gerektiğini hissetti. “Ben de çok iyi bir
arkadaşımın ölümüne tanık oldum. Chuck’ı her düşündüğümde öfke
leniyorum. Teresa’ya da aynı şeyi yaptılarsa beni asla durduramazlar.
Hiçbir şey beni durduramaz. Hepsini öldürürüm.”
Thomas durunca Aris de durmak zorunda kaldı, ağzından çıkan
kelimeler karşısında şok olmuştu. Sanki bir şey onu ele geçirip o
cümleleri söyletmişti. Ama bunu hissetmişti. Hem de çok güçlü bir
şekilde. “Sence...”
Daha cümlesini bitiremeden Tava bir yeri göstererek bağırmaya
başladı.
Aşçıyı bu kadar heyecanlandıran şeyin ne olduğunu anlaması
Thomas’m yalnızca birkaç saniyesini aldı.
İleride, kasaba yönünden iki kişi onlara doğru koşuyordu; parlak
ışığın altından vücutları hayalet gibi görünüyor, ayaklarının altından
toz çıkıyordu.
w w w .w e b ca n a va ri.n e t / O rppe rsep h on e
107