Test Drive | 页面 85

Oldukça yoğun gümüş renkli bir jele benziyordu. Sanki canlıy­ mış gibi inatçı ve ısrarcıydı. Winston sıvıyı itip gözlerine gelmesini engelleyince parmaklarından akan bir kısmı yeniden gözlerine doğru girmeye çalışıyordu. Thomas çocuğun suratını az da olsa görebildi ve gördüğü şey hiç hoş değildi. Kızarmıştı ve kabarıyordu. Winston anlaşılmaz bir şeyler söyledi; dehşet verici çığlıkları âdeta başka bir dildi. Thomas bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu. Zaman azalıyordu. Çantasını omzundan çıkarıp içini boşalttı; meyveler ve paketler merdivenden aşağı yuvarlandı. Çarşafı, ellerine sardı ve işe koyuldu. Winston erimiş metali gözünün üzerinden bir kez daha sildiğinde Thomas çocuğun kulaklarına inen sıvıyı iki tarafından tuttu. Çar­ şafa rağmen sıcaklığı hissedebiliyordu ve kumaşın tutuşacağım sandı. Ayaklarını sertçe yere bastı, topu sıkıca tuttu ve çekti. Ona saldıran metal rahatsız edici bir emiş sesi çıkararak çocuğun başından birkaç santim yukarı çıktı fakat Thomas’ın elleri kaydı ve top yeniden Winston’in kulaklarına indi. Çocuk daha da yüksek sesle bağırdı. Birkaç Kayranlı yardım etmek için yaklaştılar ama Thomas bir işe yaramayacağını düşünerek onlan geri çevirdi. Bu kez daha sıkı tutmaya kararlı olan Thomas, “Birlikte yapmalı­ yız!” diye bağırdı Winston’a. “Beni dinle, Winston! Birlikte yapmamız gerekiyor. Metal topu tutup başından itmeye çalış!” Çocuk anladığını belli eden bir tepki vermedi; tüm vücudu şid­ detle sarsılıyordu. Eğer Thomas onun bir basamak altında olmasaydı şimdiye kadar çoktan aşağı yuvarlanırdı. “Üçe kadar sayacağım!” diye bağırdı Thomas. “Winston! Üç deyince!” Hâlâ duyduğuna dair bir belirti yoktu. Çığlık atıyor, sarsılıyor, tekmeler savuruyor, metale vuruyordu. 96