lames Dashner
“Geri dönebileceğimizi söyledi!”
“Karanlıkta fısıldayan tanımadığımız birine güvenemeyiz.”
Thomas son üç kelimenin kulağa ne kadar kötü geldiğini düşünmemeye çalıştı. Geri dönerseniz doğranmazsınız. Bu hiç iyi değildi.
Üstüne üstlük bir de hiçbir şey görememek durumu daha da kötü
hale getiriyor, onu deli ediyordu.
“Yürümeye devam edin!” diye bağırdı Minho. “Buna daha fazla
dayanamayacağım. Yürüyün!”
“Bir dakika,” dedi Tava. ‘T e k bir şansımız olduğunu söyledi.
Bunu bir düşünelim en azından.”
Thomas kimsenin göremeyeceğini bile bile başını iki yana sal
ladı. “Olmaz. Fare Adam’ın ne dediğini unuttun mu? Geri dönersek
korkunç bir şekilde öldürüleceğiz.”
Tava üsteledi. “Onun bu fısıldayan adamdan daha yetküi ol
duğunu nereden biliyoruz? Kimi dinleyip kimi dinlemeyeceğimize I
nasıl karar vereceğiz?”
I
Thomas bunun oldukça iyi bir soru olduğunu büiyordu ama I
geri dönmemeleri gerektiğini düşünüyordu. “Sesin yalnızca bir test î
olduğuna eminim. Devam etmemiz gerekiyor.”
“Doğru söylüyor.” Konuşan Minho’ydu. “Hadi, gidelim.”
Daha sözünü bitirmemişti ki ses bu kez nefret dolu bir tondan
yeniden yankılandı. “Hepiniz öleceksiniz. Parçalara ayrılacaksınız.
Öleceksiniz.”
Thomas’m tüyleri diken diken oldu. Çocukların geri dönmek
isteyeceklerini sandı ama Kayranlılar onu bir kez daha şaşırttı. Kim
seden ses çıkmadı ve çok geçmeden yürümeye koyuldular. Minho
tüm korkakların öldüğünü söylemekte haklıydı.
Karanlığın derinliklerine doğru üerlediler. Hava ısınır gibi oldu;
tozdan ağırlaştı. Thomas birkaç defa öksürdü, su içmek istiyordu
83