Labirent: Alev Deneyleri
Son bir kez etrafına bakındı; daha birkaç gün önce odada asılı
olan cesetleri hatırladı. Labirent’i ve yaşadıkları zorlukları düşündü.
Birilerinin bir yerde onu duymasını umarak olabildiğince sesli bir
şekilde iç geçirdi, su poşetini ve yiyeceklerin olduğu çarşaftan yap
tıkları bohçayı aldı ve Düz Geçiş’e adımını attı.
Bir anda bir soğukluk hissetti; sanki gri duvar buzmuş gibi geldi.
Son saniyede gözlerini kapamıştı ve yeniden açtığında karanlıktan
başka bir şey göremedi. Ama sesler duyuyordu.
“Hey!” diye seslendi, sesindeki paniği yok sayarak. “Siz...”
Cümlesini tamamlayamadan bir şeye takılıp birinin üzerine düştü.
“Ah!” diye bağırdı üzerine düştüğü kişi, Thomas’ı iterken. Thomas
su poşetini sılaca tuttu.
“Herkes dikkatli olsun ve sussun!” Bağıran Minho’ydu. Thomas
rahatlayarak sevinçle bağırmak istedi. “Thomas, sen misin? Geldin mi?”
“Evet!” Thomas yeniden dengesini kazandı ve karanlıkta yeniden
birine çarpmamak için önünü yoklayarak üerledi. Havadan başka bir
şey hissetmiyor, karanlıktan başka bir şey görmüyordu. “En son ben
geçtim. Herkes burada mı?”
“Sen sarhoş gibi gelip düşene kadar kaç kişi olduğumuzu sayı
yorduk,” diye cevapladı Minho. “Baştan sayalım. Bir!”
Kimseden ses çıkmayınca Thomas, “İki!” diye bağırdı.
Böylece Kayranlılar, Aris en son, “Yinni!” deyinceye kadar saydılar.
“Güzel,” dedi Minho. “Herkes burada, artık her neredeysek.
Hiçbir şey görmüyorum.”
Thomas, korkudan kıpırdayamayan diğer çocukların nefes alıp
verişlerini duyabiliyordu. “Fenerimiz olsaydı iyi olurdu.”
“Hatırlatmasan olmazdı, Bay Thomas,” diye karşılık verdi Minho.
“Pekâlâ, dinleyin. Bir tür koridordayız. İki taraftaki duvan da hisse
debiliyorum ve sanınm siz benim sağ tarafımdasmız. Thomas, senin
80