ı^ u u t f z r ı ı. n ı c v ı s t n c y ı a ı
Newt de Thomas kadar şaşırmış görünüyordu. “Ee... hayır. Yal
nızca mükemmel liderlik yeteneklerine hayranlık duyuyordum.”
Minho gömleğini boynundan aşağı çekip herkese dövmesini
gösterdi. “Ne yazıyor burada, sersem?”
Newt kızararak sağa sola bakındı. “Patron sensin, Minho, bunu
biliyoruz. Kes şunu.”
“Hayır, sen kes,” diye öfkeyle karşılık verdi M inho, parmağıyla
Newt’i göstererek. “Bu saçmalıklara ayıracak vaktimiz yok, o yüzden
kapa çeneni.”
Thomas, Minho’nun liderliği kabul ettiğini belli etm ek için oyun
oynadığını umuyordu. Gerçi oyun oynuyor olsa bile kesinlikle iyi bir
iş çıkarıyordu.
“Saat altı oldu!” diye bağırdı Kayranlılardan biri.
Sanki bu uyanyı bekliyormuşçasına görünm ez duvar matlaşıp
beyaza dönüştü ve bir saniye sonra yok oldu. Thom as duvardaki
değişikliği hemen fark etti; büyük bir bölüm ünde düz, koyu gri bir
parlaklık vardı.
“Hadi!” diye bağırdı Minho bohçasını omzuna atarken. Bir elinde
de su kabı vardı. “Oyalanmayın, sadece beş dakikam ız var. İlk ben
gideceğim.” Thomas’a baktı. “En son sen çık; herkesin beni takip
ettiğinden emin ol.”
Thomas gerginliğini bastırmaya çalışarak başıyla onayladı ve
alnındaki teri sildi.
Minho duvann önünde durdu. Düz Geçiş hareket ediyordu ve
Thomas ona odaklanamıyordu. Yüzeyinde karanlık gölgeler hareket
ediyordu; her an yok olacakmış gibi titreyip bulanıklaşıyordu.
Minho dönüp tekrar onlara baktı. “Diğer tarafta görüşürüz.”
Ardından gri duvardan karanlığa adımını attı.
(