James Dashner
Thomas cevap vermeden önce duraksayıp ona baktı. Nedense o
ana kadar Aris’le konuşmak istememişti. Ama bir anda bu duygu yok
oldu. Teresa’nın ortadan kaybolması Aris’in suçu değildi. “Evet. Bir
süre sonra alıştım ama bu kez de diğerlerinin benim deli olduğumu
düşünmelerinden endişe ettim. Bu yüzden bir süre bundan kimseye
bahsetmedik.”
“Benim için çok tuhaftı,” diye karşılık verdi Aris. Yere bakarken
düşüncelere dalmış gibi görünüyordu. “Birkaç gün komadaydım ve
uyandığımda Rachella konuşmak çok normal bir şey gibi geliyordu.
Eğer bu durumu hemen kabullenip benimle konuşmasaydı kafayı
yerdim. Gruptaki diğer kızlar benden nefret ediyordu, hatta bazdan
beni öldürmek istiyordu. Yalnızca Rachel...”
Aris cümlesini bitiremeden Minho ayağa kalkıp herkese seslendi.
Thomas bundan memnundu çünkü yaşadıklannın başka bir versiyo
nunu dinlemek ona Teresa’yı hatırlatmaktan başka bir işe yaramıyordu
ve bu ona acı veriyordu. Artık onu düşünmek istemiyordu. Hayatta j
kalmaya odaklanmalıydı.
“Üç dakikamız var,” dedi Minho, ilk defa gerçekten ciddi görü
nüyordu. “Hâlâ gitmekte kararlı mısınız?”
Thomas başıyla onayladı ve diğerlerinin de aynı şekilde karşdık
verdiğini gördü.
“Gece fikrini değiştiren oldu mu?” diye sordu Minho. “Varsa
söylesin ya da sonsuza kadar sussun. Yola çıktığımızda bir korkak
olduğunu fark edip geri dönmek isteyen olursa onu mahvedip öyle
gönderirim.”
Thomas, başını ellerinin arasına almış homurdanan Newt’e baktı.
“Newt, bir sorunun mu var?” dedi Minho şaşırtıcı derecede ciddi
bir ses tonuyla. Thomas afallamış bir halde Newt’in cevap vermesini
bekledi.
77