baktı, bu sözüyle Chuck’ı, hatta Teresa yı kastettiğini düşünmesinden
endişelenmişti.
“Olabilir,” diye karşılık verdi Newt. “Öyle olduğunu umuyorum.
Her neyse, tıpkı Kayran’daki gibi organize olmalıyız. Son birkaç gün
oldukça kötü geçti, herkes homurdanıp şikâyet ediyordu; ne bir düzen
vardı ne de plan. Bu beni deli ediyor.”
“Ne yapmamızı bekliyordun?” diye sordu Minho. “Sıraya dizüip
şmav çekmemizi mi? Üç odalı lanet bir hapishaneye tıkılı kaldık.”
Newt, sivrisinek kovalar gibi elini salladı. “Her neyse. Benim
tek söylediğim, yann işlerin değişeceği ve buna hazırlıklı olmalıyız.”
Thomas, Newt’in asıl söylemek istediği şeyi söyleyemediğini
düşünüyordu.
“Ne demeye çalışıyorsun?”
Newt duraksadı ve Thomas ile Minho’ya baktı. “Yann gerçek bir
liderimiz olduğundan emin olmalıyız. Liderin kim olduğuyla ilgili en
ufak bir şüphe olmamalı.”
“Bu, şimdiye kadar söylediğin en saçma şeydi,” dedi Minho.
“Lider sensin. Bunu hepimiz büiyoruz.”
Newt sert bir ifadeyle başını iki yana salladı. “Açlıktan dövme
leri unuttun galiba. Onların süs için yapıldığını mı düşünüyorsun?”
“Ah, hadi ama,” diye karşı çıktı Minho. “Onlann gerçekten bir
anlamı olduğunu düşünüyor olamazsın. Sadece bizimle oynuyorlar!”
Newt cevap vermek yerine Minho ya yaklaşıp dövmesini görmek
için gömleğini çekti. Thomas’ın bakmasına gerek yoktu; ne yazdığını
hatırlıyordu. Minho’nun Lider olduğu yazıyordu.
Minho omuz silkip her zamanki alaycı tavrıyla konuşmaya başladı
ama Thomas onu dinlemiyordu. Kalbi o kadar hızlı atmaya başlamıştı
ki neredeyse canı yanıyordu. Tek düşünebildiği kendi dövmesiydi.
Öldürülecekti.
74