Thomas ona baktı. “Ben de öyle düşünüyordum. Uçurum gibi
bir şey olmalı. Düz ve bir yere geçmeni sağlıyor. Düz Geçiş.”
“Çok zekisin.”
O sırada Newt geldi. “Siz ikiniz neden saklanıyorsunuz?”
Minho uzanıp Thomas’ın omzuna vurdu. “Saklanmıyoruz. Thomas
hayatından şikâyetçi ve annesinin yanına gitmek istiyor.”
‘Tommy,” dedi Newt, eğlenmiş görünüyordu. “Sen Değişim geçirip
hafızanın bir kısmım geri kazandın. Onlann ne kadarını hatırlıyorsun?”
Thomas bunu çok düşünmüştü. Izdırap Veren onu soktuktan
sonra hatırladıklarının çoğunu artık çok net hatırlayamıyordu. “Bümiyorum. Dışarıdaki dünyanın nasıl olduğunu ya da Labirent’in
tasarlanmasına yardım etmenin nasıl bir şey olduğunu tam olarak
kafamda canlandıramıyorum. Hatırladıklanmm çoğu aklımdan çıktı.
Birkaç tuhaf rüya gördüm ama onlann da bir yardımı dokunmuyor.”
Garip ziyaretçilerinden duyduklan şeyler üzerine konuşmaya
başladılar. Güneş ışınlanndan, hastalıktan ve artık test edildiklerini
bildikleri için her şeyin farklı olabileceğinden. Cevabı olmayan bir
sürü şeyden; hepsinde de kendilerine kasten verilen virüsün yarattığı
korku vardı. Sonunda sessizliğe büründüler.
“Halletmemiz gereken şeyler var,” dedi Newt. “Aynca yiyecek
lerin bitmemesini sağlamalıyım. İçimden bir ses onlara ihtiyacımız
olacağım söylüyor.”
Thomas bunu düşünmemişti bile. “Haklısın, hâlâ yiyenler var mı?”
Newt başını iki yana salladı. “Hayır. Tava kontrolü eline aldı.
Yemek onun için din gibi. Sanınm bir kez daha bu konuda lider ol
mak hoşuna gitti. Ama çocukların paniğe kapılıp düşünmeden kalan
yiyecekleri yemeye başlayacaklarından korkuyorum.”
“Ah, hadi ama,” dedi Minho. “Buraya kadar gelmeyi başardılarsa
bunun bir nedeni var. Bütün aptallar öldü.” Göz ucuyla Thomas’a
73