Kayranlılar da aynı şekilde hissetm iş olacak ki kimse bu basit soruya
cevap verem edi. A y n ca Düz Geçiş de neyin nesiydi?
“Hepinizin duyabildiğinden eminim ,” dedi Fare Adam. “Anla
dınız m ı?”
Thom as başıyla onayladı; etrafındaki birkaç kişi de sessizce,
“Evet,” dedi.
“Güzel.” Fare Adam dalgın bir ifadeyle bir kâğıt daha ahp çevirdi.
“O andan itibaren A lev Deneyleri başlamış olacak. Kurallar çok basit.
Sizi açık havaya götürecek yolu bulun ve yüz altmış kilometre boyunca
kuzeye doğru ilerleyin. İki hafta içinde güvenli sığınağa ulaştığınızda
İkinci Aşam a’yı tam am lam ış olacaksınız. Ancak o zaman tedavi edi
lebilirsiniz. Tam olarak iki haftanız var; Geçiş’ten geçtiğiniz anda
süreniz başlayacak. Başaram azsanız ölürsünüz.”
Çocukların tartışmaları, soru sormaları, paniklemeleri gerekiyordu
fakat kim se tek kelim e etmedi. Thom as düinin kuruduğunu hissetti.
Fare Adam kâğıtları hızla bükerek dosyayı sıkıca kapadı ve aldığı
çekmeceye koydu. Ayağa kalkıp sandalyeyi masanın altına itti. Sonunda I
kollarını önünde birleştirip dikkatini yeniden Kayranlılara verdi.
“Çok basit aslında,” dedi sanki banyoyu nasıl kullanmaları ge
rektiğini anlatmış gibi sakin bir tonda. “Kural yok. Biraz erzakınız
var ve yol boyunca size yardım edecek hiçbir şey yok. Düz Geçiş’ten
geçin, açık havaya çıkın, yüz altmış kilometre kuzeye gidip güvenli
sığınağa ulaşın. Yoksa ölürsünüz.”
Son cümlesi herkesi kendine getirmiş gibi görünüyordu çünkü
çocuklar bir anda konuşmaya başladılar.
“Düz Geçiş nedir?”
“Işıl’a nasıl yakalandık?”
“Hastalığın belirtilerini ne zaman görmeye başlayacağız?”
“Yüz altmış kilometrenin sonunda ne var?”
“Cesetlere ne oldu?”
69
j