fames Dashner
Başarmışlardı. Teresa’ya çarptı, ona doğru döndü ve bir an için ara
larında geçenleri unutarak onu arkadaşça kucakladı. Başarmışlardı.
“Bu iki kişi de kim?”
Thomas kimin bağırdığını görmek için Teresa’dan uzaklaştı; kı
zıl saçlı bir adam, yan yana oturmuş ıslak ve yaralı olan Brenda üe
jorge’ye silah doğrultmuştu.
“Biri cevap versin!” diye bağırdı adam yeniden.
Thomas düşünmeden konuşmaya başladı. “Şehri geçmemize
yardım ettiler; onlar olmasa başaramazdık.”
Adam başım Thomas’a doğru çevirdi. “Onlan... yolda yanınıza
mı aldınız?”
Thomas konuşmanın gidişatından endişelenerek başını evet
anlamında salladı. “Onlarla bir anlaşma yaptık. Onlann da tedavi
olacaklarına dair söz verdik. Başladığımız zamandan daha az kişiyiz
zaten.”
“Fark etmez,” dedi adam. “Şehirden bililerini getirebileceğinizi
söylemedik!”
Kayaç yükselmeye devam ediyordu ama kapı hâlâ kapanmamıştı.
Rüzgâr içeri giriyordu; türbülansa girseler birkaç kişi düşüp ölebilirdi.
Thomas bu riske rağmen ayağa kalktı; yaptıkları anlaşmaya sadık
kalmaya kararlıydı. “Bize buraya gelmemizi söylediniz, biz de yaptık!”
Silahlı adam duraksadı, Thomasin mantıklı cümlesini düşünür
gibi görünüyordu. “Bazen durumun ne kadar azım anladığınızı unu
tuyorum. Pekâlâ, birini tutabüirsin. Diğeri gidecek.”
Thomas yaşadığı şoku belli etmemeye çalıştı. “Biri gidecek de
ne demek?”
Adam silahında bir şeye bastı ve Brenda’nın başına doğrulttu.
“Buna zamanımız yok! Kimin kalacağını seçmen için beş saniyen
var. Birini seçmezsen ikisi de ölür. Bir.”
379