Yağmur nedeniyle yumuşayan toprakta ilerlemek oldukça zorduThomas iki defa kaydı ve bir kere de düştü. Teresa onu gömleğinden
yakalayıp ayağa kaldırana kadar çekiştirdi. Diğerleri de kendilerini
güvenli geminin içine atabilmek için hızla koşuyordu. Fırtınanın
sebep olduğu karanlık, yağmurun oluşturduğu perde ve yıldırımlar
yüzünden kimin kim olduğunu anlayamıyordu. Zaten bunun için
endişelenecek zamanı da yoktu.
Sağ taraftan, uçağın arkasından bir düzine ampullü yaratık be
lirdi; Thomas ve arkadaşlarının yük kapışma girmelerini engelleyecek
bir noktaya doğru ilerliyorlardı. Bıçaklan yağmurdan kayganlaşmışt
ve bazılannm üzerinde kırmızı lekeler vardı. Tuhaf ışıklanmn en az
yansı patlamıştı ve sarsılarak yürümelerinden bu belli oluyordu. Yine
de fazlasıyla tehlikeli görünüyorlardı. Ve Kayaç’taki insanlar buna
rağmen hiçbir şey yapmıyorlar, sadece izliyorlardı.
“Üzerlerine gidin!” diye bağırdı Thomas. Minho’nun, Nevvt ve diğer
Kayranlılarla beraber ona katıldığını gördü. Harriet üe B Gnıbu’ndan
birkaç kız daha vardı. Herkes planı anlamış gibi görünüyordu: son
kalan canavarlarla savaşılacak ve buradan çıkılacaktı.
Belki de haftalar önce Kayran’a girdiğinden bu yana ilk kez Tho
mas hiç korkmuyordu. Nedenini bilmiyordu ama değişen bir şeyler
vardı. Her yanma yıldırım düşüyordu, biri bağırdı, yağmur daha da
şiddetlendi. Rüzgâr havayı yırtıyor, Thomas’ı küçük taşlar ve onlar
kadar canım yakan su damlalarıyla dövüyordu. Yaratıklar bıçaklarını
havada savurup savaşmak için beklerken rahatsız edici bir şekilde
uğulduyorlardı. Thomas bıçağını başının üzerinde tutarak koşmaya
devam etti.
Korkmuyordu.
Ortadaki yaratıktan bir metre uzaklıktayken zıplayıp öne doğru
tekme attı. Ayaklan canavarın göğsünün ortasındaki turuncu ampul376