Thomas’m bir şeyler yapması gerekiyordu. Teresa çok uzağında
değildi; öldürdüğü canavarın birkaç adım ötesinde, ellerini dizlerine
koyup eğilmişti.
Korunacak bir yer bulmalıyız! dedi Thomas zihninde.
Ne kadar zamanımız kaldı?
Thomas gözlerini kısıp saatine baktı. On dakika.
O bölmelere girmeliyiz. Teresa en yakınlarındaki, hâlâ açık olan
ve yansına kadar su dolu olması muhtemel bölmeyi işaret etti.
Bu fikir Thomas’ın hoşuna gitti. Ya kapatamazsak?
Daha iyi bir planın var mı?
Hayır. Kızın elini tuttu ve koşmaya başladılar.
Diğerlerine de söylemeliyiz! dedi Tereasa bölmeye yaklaştıklarında.
Kendileri anlayacaklardır. Thomas bekleyemeyeceklerini bili
yordu; her an birine bir yıldınm isabet edebilirdi. Teresa ve kendisi,
herhangi biriyle iletişime geçmeye çalışsa hepsi ölebilirdi. Arkadaşla
rının kendilerini kurtarabileceklerine güvenmesi gerekiyordu. Onlara
güvenebüeceğini büiyordu.
Birkaç yıldınm zikzaklar çizerek düşüp etraflannda şiddetli pat
lamalar yarattığı sırada boş bölmeye ulaştılar. Her yer toprak ve yağ
murdu; Thomas’m kulaklan çınlıyordu. Kutunun sol tarafına balonca
iğrenç bir koku yayan pis su birikintisi dışında bir şey göremedi.
“Çabuk!” diye bağırdı içeri girerken.
Teresa onu takip etti. Ne yapacaklarını konuşmalanna gerek
yoktu. İkisi de dizlerinin üzerine çöktü, öne uzanıp kauçuk gibi olan
ve kolay tutulan ucu kavradılar. Thomas kam ını bölmenin ağzına
dayadı ve tüm gücüyle çekti.
Thomas tekrar oturmaya çalışırken Brenda ve Jorge onlara doğru
koştu. Thomas onların iyi olduğunu görünce anlık bir rahatlama yaşadı.
Fırtınanın gürültüsünde sesini duyurmaya çalışarak, “Bize de
yer var mı?” diye avazı çıktığı kadar bağırdı Jorge.
370