Test Drive | Page 280

Hava iyice karardığında Teresa sonunda gündüz geldikleri yolcfe göründü. Kız anında bir şeylerin farklı olduğunu anladı; muhtemelen herkesin bir kendisine bir Thomas’a bakmasındandı. “Ne?” diye sordu, yüzünde yine aynı sert ifadeyle. Cevap veren Harriet oldu. “Konuşmamız lazım.” Teresa’nm kafası kanşmış gibi görünüyordu ama gruptaldlerle birlikte uçurumdaki girintinin en uç noktasına gitti. Havayı hızla hararetli fısıltılar doldurdu ama Thomas hiçbir şey anlayamıyordu. Verecekleri karan beklemenin gerginliğiyle midesi kasıldı. Durduğu yerden, konuşmanın hararetinin arttığım görebiliyordu ve Teresa oldukça sinirli görünüyordu. Kendini haklı çıkarmaya çalıştığı sırada yüzündeki ifadenin katılaşmasını izledi. Tüm gruba karşı gibi görünüyordu ki bu da Thomas’ın endişelenmesine sebep oluyordu. Sonunda gece karanlığı çöktüğünde Teresa dönüp kızlardan uzaklaştı ve kamp yerinden çıkıp kuzey yönüne doğru ilerlemeye başladı. Bir omzunda mızrağı diğerinde de sırt çantası sallanıyordu. Thomas onu Geçit’in dar duvarlarının arasında gözden kaybolana dek izledi. Birçoğu rahatlamış görünen kızlara baktı ve Harriet yanına geldi. Hiçbir şey söylemeden çömelip Thomas’ı ağaca bağladıklan ipi kesti. “Ee?” dedi Thomas sonunda. “Herhangi bir karar verdiniz mi?” Harriet onu tamamen serbest bırakana dek cevap vermedi; ar­ dından ayağa kalktı ve ona baktı. Koyu renk gözleri yıldızlann ve ayın hafif ışığını yansıtıyordu. “Şanslı günündesin. Seni öldürmemeye karar verdik. Hepimizin içten içe aynı şeyi düşünüyor olması tesadüf olamaz. 306