ju r n e s u u s n n e r
Durdu ve ağaca yaslandı. Daha fazla ne söyleyebileceğini bilmi
yordu.
Artık onlara kalmıştı. Kendisi elinden geleni yapmıştı.
“İlginç,” dedi Sonya. “Ölmemek için yanıp tutuşan birinin ya
pacağı türden bir konuşma oldu.”
Thomas omuz silkti. “Bunun gerçekten doğru olduğuna inanıyo
rum. Beni öldürürseniz, İSYAN’ın size uyguladığı asıl testte başarısız
olacağınızı düşünüyorum.”
“Evet, eminim öyle düşünüyorsundur,” dedi Harriet ve ayağa
Kalktı. “Bak, dürüst olmak gerekirse biz de benzer şeyler düşünü
yorduk. Ama önce senin söyleyeceklerini duymak istedik. Güneş kısa
bir süre içinde batacak ve Teresa da her an gelebüir. O döndüğünde
bunu konuşacağız.”
Thomas, Teresa’nm fikrinin değişmeyeceğinden endişelenerek
hızla karşılık verdi. “Hayır! Yani, beni öldürmeye dünden razı gibi
görünüyor.” Bunu söylerken büe aslında ciddi olmadığını umuyordu.
Teresa, ona ne kadar kötü davranmış olursa olsun, durumu cinayet
işlemeye kadar götürmeyi düşünmüyordu herhalde. “Bence karan
siz vermelisiniz.”
“Sakin ol,” dedi Harriet yanm bir gülümsemeyle. “Biz seni öldürmemeye karar verirsek hiçbir şey yapamaz. Ama eğer...” Durak
sadığı sırada yüzünde bir an için tuhaf bir ifade oluştu. Çok fazla şey
söylediğinden mi endişelenmişti? “Bakacağız.”
Thomas rahatladığını belli etmemeye çalıştı. Gururlu olmalan
hoşuna gitmişti ama yine de fazla umutlanmamaya gayret ediyordu.
Thomas, akşamki yolculuğa hazırlanan kızların eşyalarım toplayıp
sırt çantalanna yerleştirmelerini izlerken onlan nereden bulduklanm
merak etti. Göz ucuyla kendisine bakarlarken Thomas fisıltılanm
duyuyordu; söyledikleri hakkında konuştuklan belliydi.
305