46. BÖ LÜ M
Thomas, T eresa’nın son cümlesiyle ne demek istediğini anlayamadı.
Ona ne yapm ıştı ki? A m a m uhtemelen B Grubunun kampına yürü
mekten artık düşün ecek durum da değildi. Dik bir yokuşu tırmanır
larken sarf ettiği güç bacaklarının yanmasına neden oluyordu. Sol
taraflarındaki d ik kayalık gölgede kalmalarını sağlıyordu ama her
şey hâlâ kızıl, kahverengi ve sıcaktı. Kuru. Tozlu. Kızlar onun birkaç
yudum su içm esine izin vermişti ama her damlanın daha midesine
ulaşmadan buharlaştığın a emindi.
Öğle gü n eşi tam tepelerinde bir ateş topu gibi yanarak onları
küle çevirdiği sırada doğu yönünde geniş bir girintiye ulaştılar. Fazla
derin olm ayan m ağara, dağın içine doğru yaklaşık on metreydi; bura
sının kam plan olduğu belliydi ve birkaç gündür orada kalıyorlarmış
gibi görünüyordu. Battaniyeler etrafa saçılmıştı, sönmüş bir ateşin
kalıntıları vardı, b ir kenarda çöp birikmişti. Geldiklerinde orada üç
kız vardı -tıp la diğerleri gibi görünüyorlardı- bu da, Thomas’ı kaçır
mak için neredeyse herkese ihtiyaç duydukları anlamına geliyordu.
Oklar, yaylar, bıçaklar ve palalar varken Thomas bunu çok saçma
bulmuştu. Birkaçı da yeterli olabilirdi.