Zaten istediği de bu değil miydi? Teresa’yla birlikte olmak is
temişti- Teresa bir şekilde artık onun karşısında olsa da. Tıpkı Alby
ve Gally gibi İSYAN tarafından kontrol ediliyor olsa da. Tek bildiği,
jozm hafızasının yeniden silindiğiydi. Ama bunun bir önemi yoktu.
Teresa ciddi görünüyordu ve Thomas da arkadaşlarının birinin okla
öldürülmesini göze alamazdı.
“Pekâlâ,” dedi. “Götürün beni.”
“Daha sadece bire kadar saydım.”
“Evet. Çok cesurum.”
Teresa, mızrağıyla ona öyle sert vurdu İd Thomas düşmesine engel
olamadı. Çenesi ve başı için için yanarcasına ağrıyordu. Tükürünce,
toprağa yayılan kanı gördü.
“Çuvalı getirin,” dedi Teresa tepesinden.
Göz ucuyla iki kızın kendisine doğru yaklaştığım gördü, silah
lanın bir yere saklamış olmalıydılar. Biri -esm er, neredeyse kazın
mış saçlan olan- aşınmış, büyük bir çuval taşıyordu. Kızlar onun
iki adım önünde durdular; Thomas ellerinin ve dizlerinin üzerinde
ayağa kalktı, yeniden darbe almaktan endişelendiği için başka bir
şey yapmaya korkuyordu.
“Onu götürüyoruz!” diye bağırdı Teresa. “Eğer bizi takip eder
seniz ona tekrar vururum ve size ok atmaya başlarız. Nişan almakla
da uğraşmayız. Oklann havada rastgele süzülmelerine izin veririz.”
“Teresa!” diye bağırdı Minho. “Işıl’a bu kadar çabuk mu yaka
landın? Belli ki aklını çoktan kaybetmişsin.”
Mızrak, Thomas’ın başım arkasına çarptı; çocuk kamının üzerine
düştü, önündeki tozlu yerde siyah yıldızlar uçuşuyordu. Bunu ona
nasıl yapabilirdi?
285