başını tutup bağırdı ama bu kez düşmedi. “Benim kim olduğa
biliyorsun!” diye haykırdı.
“Eskiden biliyordum, evet,” dedi Teresa yumuşak ama iğrenir
bir tonda. “Şimdi bir kez daha soracağım. Adın Thomas mı?”
“Evet.r diye bağırdı. “Adım Thomas!”
Teresa başını sallayıp ondan uzaklaştı, bıçağın ucu bir kez daha
göğsünü gösteriyordu. Teresa, etraflarını saran kızlara doğru yürürken
Kayranlılar onun yolundan çekildi.
“Bizimle geliyorsun,” diye seslendi. “Thomas. Hadi. Unutmayın,
biriniz kıpırdarsanız oklar atılır.”
“Olmaz!” diye bağırdı Minho. “Onu hiçbir yere götürmüyorsunuz.”
Teresa onu duymazdan geldi; kıstığı, tuhaf bir ifadeyle bakan
gözleri Thomas’a kilitlenmişti. “Bu aptal bir oyun değü. Saymaya
başlayacağım. Beşin katlarına geldiğimde birinizi okla öldüreceğiz.
Yalnızca Thomas kalana kadar buna devam edeceğiz. Sonra da onu
götüreceğiz. Karar senin.”
Thomas ilk kez o an Aris’in tuhaf davrandığım fark etti. Thomas’ın
birkaç adım sağındaydı ve kendi etrafında yavaşça dönerek kızlara
bakıyordu, onlan çok iyi tanıyormuş gibiydi. Am a nedense bir şey
söylemedi.
Tabii ki, diye düşündü. Onlar gerçekten B Gnıbu’ysa, Aris ön
ceden onlarla birlikteydi. Onlan tanıyordu.
“Bir!” diye bağırdı Teresa.
Thomas risk almayacaktı. Açıldığa çıkana dek çocukların arasın
dan ilerledi ve doğruca Teresa’nın yanına gitti. Minho ve diğerlerinin
sözlerini yok saydı. Her şeyi yok saydı. Gözlerini Teresa’dan ayırm
a*
dan ve duygulannı göstermemeye çalışarak onunla burun buruna
gelene dek yürüdü.
284