Mutlaka başka odalar ya da bir mutfak görmüş olmalılardı ama üze
rinde düşündükçe görüntüler daha da bulanıklaşıyordu. O an aklına
bir şey geldi; daha önce de beyinleriyle oynanmıştı. Yine mi aynı şey
olmuştu? Hafızaları mı silinmişti?
Ve Teresa’ya ne olmuştu?
Umutsuzluğa kapılıp yerde sürünmeyi düşündü, belki yerde bir
gizli kapak ya da neler olduğuna dair bir ipucu bulabilirdi. Ama bir
dakika daha bu çürümeye bırakılmış cesetlerle aynı odada kalmaya
dayanamayacaktı. Geriye tek kalan yeni çocuktu. İç geçirdi ve onu
buldukları odaya girdi. Aris onlara yardımı dokunacak bir şeyler bi
liyor olmalıydı.
Nevvt’in söylediği gibi yukarıdaki yataklar indirilmiş, duvarların
|
kenarına dizümişti ve on dokuz Kayranlı ile Aris daire oluşturmuş
^ oturuyorlardı.
Minho, Thomas’ı görünce yanındaki boş yeri gösterdi. “Söyle
miştim sana, dostum. Hadi otur da konuşalım. Yalnız önce şu kapıyı
kapat, Gally’nin ayaklarından bile kötü kokuyor.”
■
Thomas cevap vermeden kapıyı kapadı ve gidip Minho’nun yanma
oturdu. Başım ellerinin arasına alıp saklanmak istiyordu ama yapmadı.
Teresa’nm tehlikede olduğuna dair herhangi bir belirti yoktu. Tuhaf
bir şeyler dönüyordu fakat bunun milyonlarca açıklaması olabilirdi
ve bu açıklamaların çoğunda Teresa’nm iyi olduğunu varsayıyordu.
Newt, Thomas’ın sağındaki yatağın o kadar ucunda oturuyordu
ki poposunun yansı dışandaydı. “Pekâlâ, şu hikâye anlatma olayına
bir an önce başlayalım ki sonra asıl sorunumuza odaklanabilelim:
Yiyecek bir şeyler bulmak.”
Tam o sırada Thomas acıktığım hissetti ve kam ı guruldadı. Ye
mek sorununu o ana kadar fark etmemişti bile. Su sıkmtılan olmazdı
-banyolar vardı- ama yiyecek hiçbir şey yoktu.
“Tamam,” dedi Minho. “Konuş, Aris. Bize her şeyi anlat.”
32