ve acı hissetmemek inanılm az bir zevkti. Bu kadar iyi hissetmenin
mümkün olduğunu bilm iyordu.
Mümkün değildi. İlaç yüzünden olmalıydı.
Kendinden geçti.
İlacın yaşattığı sersem likle duyduğu yumuşak sesler onu uyandırdı.
Gözlerini kapalı tutm ası gerektiğini ve onu alan insanlardan bir
şeyler öğrenip öğrenem eyeceğini görmek istiyordu. Onu iyüeştiren
ve vücudunu enfeksiyondan temizleyen kişilerden.
Bir adam konuşuyordu. “Bunun bir şeyleri mahvetmeyeceğinden
emin miyiz?”
“Eminim.” Cevap veren, kadındı. “Hatta beyinde beklemediğimiz
bir modeli tetikleyebilir. Bu da muhtemelen bir artı olur. Bunun, onu
ya da diğerlerim aradığım ız modelleri engelleyecek şekilde yönlen
direceğini sanm ıyorum .”
“Tannm , u m an m haklısındır,” diye karşılık verdi adam.
Başka bir kadın konuştu, sesi oldukça yüksek ve berraktı. “Sence
kalanlardan kaçı uygun A day?” Thom as Aday kelimesinin özel isim
olarak kullanıldığım sezdi. Kafası karışmış bir şekilde, kıpırdamadan
dinlemeye devam etti.
“Dört ya da beşe düştü,” diye yanıtladı ilk konuşan kadın. “Tho
mas en büyük um udum uz. Değişkenler’e çok çarpıcı tepkiler veriyor.
Bekle, sanınm gözlerinin hareket ettiğini gördüm.”
Thomas donakaldı, göz kapaklarının arkasından doğruca ka
ranlığa bakm aya çalıştı. Zordu ama düzenli nefes alıp uyuyor gibi
yapmaya zorladı kendini. Bu insanların tam olarak neden bahsettik
lerini bilm iyordu am a umutsuzca daha fazlasını duymak istiyordu.
Daha fazlasını duym ası gerektiğini biliyordu.
263