ama bu hareketi omurgasından aşağı müthiş bir acının yayılmasın
neden oldu.
Görmesine gerek yoktu. Brenda’ydı.
Başka kim olacaktı ki? Aynca el yumuşak ve küçüktü. Kesinlikle
Brenda’ydı.
Önceki yoğun ağrının yerini başka bir şey almıştı. Bir şekilde
şimdi daha kötü hissediyordu. İç organlanna sızan bir hastalığa ben
ziyordu. İçini kemiren, kaşındıran bir pislik. Damarlarında, kemik
boşluklarında ve kaslarının arasında kıvrılan kurtlan andıran, iğrenç
bir şeydi. Onu yavaşça yiyordu.
Canı acıyordu ama artık daha çok ağn gibiydi. Derinden ve doğ
rudan. Midesi bulanıyordu, damarlan yanıyordu âdeta.
|
Enfeksiyon kelimesi aklına geldi ve orada kaldı.
|i
Kendinden geçti.
F Sabah güneşin doğumuyla Thomas uyandı. İlk fark ettiği, Brenda’nın
I artık elini tutmuyor oluşuydu. Teninde hissettiği sabah serinliği ona
| anlık bir zevk yaşattı.
Enfeksiyon. Yeniden aynı kelime.
Sonraki beş dakikayı nasıl geçirdiğini bilmiyordu. Ya da bir saati.
Koca bir günü nasıl geçirecekti? Uyuyup sonra her şeye yeniden na
sıl başlayacaktı? Umutsuzluğa kapıldı. Onu korkunç bir cehenneme
çekmeye çalışan bir boşluk. Endişe dolu bir delilik kapladı içini. Tüm
acısının yerini doldurdu.
O sırada işler garipleşti.
Diğerleri ondan önce duymuştu. Minho ve diğer herkes birden
bire etrafta koşuşturup bir şey aramaya başladılar, çoğu gökyüzüne
bakıyordu. Gökyüzü mü? Neden böyle bir şey yapıyorlardı ki?
Biri -Jorge olduğunu düşündü- Kayaç diye bağırdı.
258