“Evet ama sanki acı çekiyor falan gibi görünüyordun.”
“İyiyim, sadece Teresa’ya ulaşmaya çalışıyordum. Ama yapamıyo
rum.” İyi değildi. Diğerlerine sürekli Teresa yla telepati yoluyla iletişim
kurabildiğini hatırlatmaktan nefret ediyordu. Ve tüm bu insanlar
ölmüşse... Birdenbire ne yapacağına karar vererek, “Onu bulmamız
lazım,” dedi. Cesetlere bakmamaya çalışarak onu götürdükleri odaya
açılabilecek bir kapı aradı. Teresa ortak salonun karşısındaki odada
olduğunu söylemişti.
İşte. Pirinç kulplu, san bir kapı.
“Doğru söylüyor,” dedi Minho diğerlerine. “Dağılın! Bulun onu!”
“Sanınm buldum.” Thomas harekete geçerken bu kadar çabuk
kendine gelmiş olmasına şaşırdı. Masalara ve cesetlere çarpmamaya
çalışarak kapıya doğru koştu. Teresa orada, kendileri gibi güvende
olmalıydı. Kapı kapalıydı; bu da iyiye işaretti. Muhtemelen kilitliydi.
Belki o da Thomas gibi derin bir uykuya dalmıştı bu yüzden cevap
vermiyordu.
Kapıya ulaşmak üzereyken belki kırmak zorunda kalabilecek
lerini düşündü. “Biri yangın söndürücüsünü getirsin!” diye bağırdı
omzunun üzerinden. Ortak salondaki koku o kadar kötüydü ki derin
nefes alınca öğürdü.“Winston, çabuk getir,” dedi Minho arkasından.
Thomas kapıyı açmayı denedi ama kilitliydi. Ardından kapının
sağ tarafındaki duvarda yaklaşık on santimetrekare büyüklüğünde
plastik bir tabela dikkatini çekti. Üzerinde birkaç kelime yazıyordu.
Teresa Agnes. A Grubu, Denek A1.
Hain.
Garip bir şekilde Thomasin en çok ilgisini çeken şey, Teresa’nın so
yadı oldu. Ya da en azından soyadı olduğunu sandığı isim. Agnes.
24