Müjde Aklanoğlu
11
Kızdığı, içini oyan keskin ağrılar değildi! Keza yüreğindeki ağrı ve
tahammül edilemez acı, dünyevi sancılardan katbekat daha büyüktü. Canı
yanınca ağrı kesici istemiyordu ki, sadece onun billur sesindeki şefkatin
ezgisini duymak, teninin efsun yayan tılsımını bedeninde hissetmek,
sarsıcı varlığıyla sarhoş olarak acılarından soyutlanmak istiyordu... Başı
ağrıyınca, alıştırdığı gibi o narin, öpülesi pamuk ellerini başında gezdirmesini, kızarak şakaklarına, kaşının tam köşesine ufak öpücükler kondurmasını bekliyordu… Onun ağrı kesicisi de, hayat kaynağı da, yaşama sebebi
de Hazal’dı;
Ve Hazal, artık yoktu!