Test Drive | Page 7

Selim parmaklarını gevşetirken kadının canını çok fazla yakmamış olmayı umuyordu. Benliğinde alttan alta kaynayan öfkeyi seziyordu; ama o an en son istediği şeydi öfkesine yenilmek. “Sen de benim canımı yakıyorsun,” dedi kadına, sesinde engel olamadığı bir buruklukla. Kadının hali, tavrı, ağzından dökülenler, Selim’i ikna edebilmek için verdiği boşuna gayret canını yakıyordu adamın. Üstelik böylece gecenin başından beri anlamlandıramadığı hırçınlığını ve uzaklığını da bir nedene bağlayabiliyordu. Ama bulduğu hiçbir neden hissettiği kırgınlığı azaltmıyordu. Selma’nın bakışlarındaki inkâr, her geçen dakika daha fazla hayal kırıklığına uğratıyordu adamı. Kabullenmeyecekti belli ki… İnatla birbirlerinin gözlerine baktıkları birkaç saniyenin ardından ilk pes eden Selim oldu. Kapıya doğru dönüp, Selma’yı da peşinden sürüklemeye başladı adam. Kadının gözünün içine baka baka yalan söylüyor olmasına tahammül edemiyordu. “Tamam, o zaman hastaneye gidip test yaptırmamızın bir sakıncası olmaz senin için,” derken blöf yapmıyordu Selim. Selma adamın kararlılığının farkındaydı. İnatla ayaklarını sürüyüp tüm kuvvetini toplamayı denedi ve adamı itti. Kolunu kurtarmayı başaramadıysa da Selim’i durdurmaya yetmişti çırpınışı. Selim genç kadına dönüp kavradığı kolu isteksizce bıraktı. Selma’nın eli hemen adamın kavradığı yere gitti, bir şey söylemese de kolunu ovuşturduğuna bakılırsa canı yanmıştı. Yıllar önce bir kez daha canını istemeden yaktığı aklına düşünce pişmanlıkla yüzü buruştu adamın. Yine de pişmanlığı Selma’nın yalan söylüyor olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Genç kadın “Beni zorla hiçbir yere götüremezsin!” dediğinde bu gerçeğin en az onun kadar farkındaydı Selim. “İstemediğim hiçbir şeyi yaptıramazsın! Hâlâ beni tanıyamadın mı?” “Bu tepkiyle sen zaten beni doğruladın Selma.” Selma’nın tüm hırçınlığının aksine Selim’in sesi garip bir sakinliğe bürünmüştü. Şüphelendiği olasılıktan neredeyse emin olması mıydı bu sükûnetin sebebi, yoksa altında büyük bir öfkeyi gizliyor olması mı emin olamadı Selma. O an çok da umursadığı söylenemezdi zaten. Kendisinden bu kadarını bile beklemezken işlerin geldiği noktada pes edemezdi. Söyleyecekleri ne kadar canını yakacak olursa olsun durma izni vermedi kendine. “Defol git evimden!” diye tısladı. Selim’in gözlerinde bir an öfke kıvılcımları parıldayıp söndüler. Kadına bir adım yaklaşıp “Bana pişman olacağım şeyler yaptırma!” dedi adam, “Sabrımın sınırlarını zorlama!” Adamın öfkesini ne kadar tanıyor olsa da, geri adım atmaya niyeti yoktu Selma’nın.