“Açsındır bir şeyler hazırlayayım,” deyip uzandığı yerden doğruldu
aceleyle. Bakışları değmesin istiyordu adamın bakışlarına. Sanki
bakışlarıyla açık edecekti saklamaya çalıştığı ne varsa… Gözleri gizlediği
cümlelere bürünüp akacaktı sanki adamın bakışlarına. Korkuyordu
Selma. Adamın öğrenmesinden, öğrendikten sonra yapacaklarından… En
önemlisi de kendi tepkisinden korkuyordu. Olmayacak dualara âmin
demeye alışmıştı genç kadın. Yüreği her daim kendini kandırmaya
meyilliydi ne de olsa. Ama bu kez… Bu kez kandıramazdı kendini, be defa
olmazdı.
Genç kadının garip telaşını anlamlandıramasa da yolunda gitmeyen bir
şeyler olduğunun farkındaydı Selim. Uzanıp Selma’nın kolunu tuttu
yavaşça. Parmakları, değdiği yeri usul usul okşuyordu.
“Uğraşma şimdi, dışarıdan söyleriz,” dedi.
Ellerini genç kadının çenesine yerleştirip yüzünü kaldırdı. Adamın
dokunuşları o denli şefkatliydi ki ne zamandan beri bu kadar özenli
olduğunu düşünmeden edemedi Selma. Adamın dokunuşlarından sızan
itina kadının içine düştüğü karmaşayı besledi.
“İyi misin?” diye sorarken aynı şefkat eşlik ediyordu adamın sesine.
İyi olmaktan öyle uzaktı ki Selma…
“Evet,” derken kendini bile ikna etmekten uzaktı kulaklarına dolan
sesi. Gözlerini bir kez daha kaçırıp bir an evvel uzaklaşmayı dileyerek
hızla ayağa kalktı.
Duyduğu tek kelime kesinlikle ikna etmedi Selim’i ama Selma’yı
tanıyordu. Konuşmak istemiyorsa ağzından tek bir kelime daha
çıkmayacağını bilecek kadar uzun zamandır yakınındaydı. Israr etmenin
onu daha da içine kapatacağını biliyordu.
“Ne yemek istersin, ne söyleyelim?” diye sordu konuyu onun da
kapattığını anlasın diye.
Adamın anlayışı Selma’nın en son arzu ettiği şeydi o an. Sanki içten içe
verdiği savaşı körüklemekti Selim’in niyeti. Vereceği karar bu denli
zorlarken, adamın ilgisi ve şefkati onu hırçınlaştırmaktan başka bir işe
yaramıyordu.
“Ben pek aç değilim, sen ne yemek istiyorsan onu söyle,” dedi.
Selim kadının sesindeki öfkeyi anlamlandıramadı bir türlü. Son
zamanlarda üzerine çöken mutsuzluğun farkındaydı; ama ilişkileri hiç
olmadığı kadar problemsiz bir dönemdeyken onu neyin bu denli mutsuz
ettiğini bilemiyordu.
Genç kadının aceleci adımlarla yatak odasına gidişini sıkıntıyla izledi
Selim.
Selma yatak odasında üzerini değiştirirken adam içeri girip “Sana da
en sevdiğin salatadan söyledim, en azından atıştırırsın,” dedi.
Kadın herhangi bir tepki vermedi. Selim dolabın kendine ait olan
kısmından kot pantolonunu ve mavi tişörtünü çıkarırken Selma
şaşkınlıkla “Kalacak mısın?” diye sormadan edemedi. Adamın yanı