akan yapışkanımsı ıslaklıktan, gözlerini kırpıştırıp bakmaya çalıştı… Nafile… Ne
olduğunu anlayamadı! Bakamıyordu. Bulanıktı her yer. Sadece birkaç gölge görüyordu
gözünün önünde koşuşturan. Onları da zaten seçemiyordu. Rengârenk balonlar gibi ışık
topları vardı gözbebeklerinde. Karnına saplanan ani acıyla, titreyen güçsüz eli karnına
zorlanarak gitti. Pelte gibiydi tüm uzuvları. Ne olduğunu anlamaya başlıyordu artık.
Araba farlarıydı gördüğü son şey! Duyduğu acı acı öten firen sesleri, ona aitti!
Bir kolu vücudunun altında ters dönmüş, ayağındaki ayakkabısı çıkmış, üşüyordu
vücudu. Buz gibiydi yerde yatan bedeni, şimdi canı da yanmaya başlamıştı.
Hissetmiyordu uyuşmuş kolunu... Oynatmaya çalıştı, olmadı.
Zor da olsa elini karnına bastırdı. Titrek dudaklarından dökülen fısıltı gibi sesiyle
“Yardım edin… Bebeğim!” gözlerini açık tutmaya zorlandı. Fakat ağırlaştı gözkapakları,
kendini taşıyamayıp yavaşça kapanırken hiçliğe, bomboş karanlığa dudaklarından son
dökülen fısıltısı hediye kaldı.
“BEBEĞİM!...
Şimdi sanki ruhu bedenimden havalanmış, her şeyi yukarılardan kayıtsızca
izliyordu. Hani derler ya, insanlar ölürken hayatları gözlerinin önünden film şeridi gibi
geçer diye! Buna hep güler geçer, hiçbir zaman da inanmazdı. Öyle olmuyormuş işte!
Şimdi buz gibi asfaltın üstünde can veriyordu ya, hayatı film şeridi gibi gözlerimin
önünden geçiyordu. Bedeninden bağımsız gibi sadece olanları duyuyor, tepki
veremiyordu. Uzaktan gelen sesleri duymadı genç kadın, nasıl duysun ki? Gözleri
kapanmış, sadece onu düşünüyordu işte yine son anında bile... İlk tanıştıkları anı... Sahi,
hayat orada mı takılı kalmıştı? Şimdi her şey hayal olup mazide mi kalmıştı? Unutulmuş
muydu Hazal? Bir ufacık anı mı olmuştu bu hayatta? Uzaktan, tünelin başından gelir gibi
uğultulu sesler duyuyordu kulakları da, çok istemesine karşın cevap veremiyordu.
Kendisini ne kadar zorlasa da, ne kolunu kaldıracak mecali ne de gözünü açacak kadar
gücü vardı. Aklında kalan tek soru… Neden?
“Neden?” diyordu benliği.
Güzel olmak mı lazımdı sevmek için…?
Çok sevmek yetmez mi?
“Kadın ölüyor...” dedi uzaktan salınarak kulağına yayılan panik ses... “Yardım
etsin birisi, ambulansı arasın… hadi!”