1
“Bu resmi bir bilgi,” dedi Harley. “Berlinliyi iki gece önce
öldürmüşler. Sen sonuncusun.” Kısa bir duraksamanın ardından ekledi: “Üzgünüm.”
Bu konuşma dün akşam yaşandı. Earl’s Court mahallesindeki evinin üst katındaki kütüphanedeydik. Harley taş
şömineyle koyu kırmızı kanepenin arasında, gergin bir
şekilde dikiliyordu. Bense bir elimde bir bardak kırk beş
yıllık Macallan viski, diğerindeyse filtreli Camel sigaramla
pencerenin önünde oturmuş dışarıya bakıyor ve Londra’nın
karanlığına hızla yağan karı izliyordum. Odaya mandalina,
deri ve yanan çam odunu kokusu hâkimdi. Aradan kırk sekiz saat geçmesine rağmen lanetin neden olduğu halsizlik
hâlâ üzerimdeydi. Kurt, vücudumu en son bileklerimden ve
omuzlarımdan terk eder. Az evvel duyduğum şeylere rağmen aklımdan geçen şuydu: Madeline daha sonra o uzun
tırnaklı, manolya kokulu elleriyle ve şu hiç sevmediğim,
hiçbir zaman da sevemeyeceğim sıcak yasemin yağıyla bana
masaj yapabilir.
“Ne yapacaksın?” diye sordu Harley.
İçkimden bir yudum aldım, yutkundum ve viski göğsümü yakarken bir anlığına İskoç eteklerinin altındaki beyaz
bacaklarıyla bataklık sularını yara yara ilerleyen Macallan
11