Test Drive | Page 283

smı yapmak için iç rahatlığıyla diz çöktü, sonra da yere yığıldı. “Bizi nasıl buldunuz?” diye sordum Smith’e. “Bu adamı uzun zamandır arıyorduk. Takip edilmesi en mantıklı kişi şendin.” “Siz polis misiniz?” diye sordum. “Sayılmaz.” O zaman ne oluyordu? Uzaktan siren sesleri duydum ve adamların birazdan gideceğini anladım. Bay Chao’ya baktım. “O yaralarla araba sürmenin iyi olacağından emin misin?” Ulrich, Şeytani’ye bir daha vurdu. “Şimdi salaklık ediyor, o kadar” dedi Smith. “Ben gidiyorum.” Angel doğruldu ve yok olmadan önce bana bir selam çaktı. Selam olayı hoşuma gidiyordu. Bunu ofiste standart prosedür haline getirebilirdim. Cookie gölgelerin içinden, “Charley, iyi misin?” diye sordu. Onun bana selam çaktığından şüpheliydim. “Şahaneyim, orada kaim.” Bu adamların kim olduğu ko nusunda hiçbir fikrim yoktu. Onlar da Mimi’niıı ölmesini Şeytani Murtaugh kadar istiyor olabilirlerdi. Bay Chao sürücü koltuğundan indi ve arabanın etrafını dolaştı. Araya girerek çöp konteyneriyle cüruf çite; giden yolu kestim. Mimi Jacobs’ı istiyorsa önce beni çiğnemeliydi. Bu da en fazla saniyenin yedide beşi kadar sürerdi. Aşağı yukarı. Adam yana eğildi ve omzumun üzerinden baktı. Tatmin olmuş halde bana döndü; saçları çoktan sırılsıklam olmuştu. Elini yüzüme götürdüğünde sandım. Başıma hep irkildim, böyle boynumu şeyler falan geliyordu. kıracağını Oysa adam, parmaklarını kaşlarımda dolaştırdı, ıslak kâküllerimi geriye itti. Sonra hafifçe eğildi ve arabanın sürücü tarafına yürüdü. Smith’e, “Yaşıyor” dediğinde onun Mimi’den söz ettiğini fark ettim. “Herhalde bana kimin için çalıştığınızı söylemeyeceksiniz?” diye sordum.