aşağı baktı, elimi tuttu ve serin ağzına götürdü. Elime yumuşak
bir öpücük kondurduktan sonra ortadan kayboldu.
Yenilgiye uğramış bir tavırla Cookie’ye baktım. “Razı olmadı.”
“Anılarını görebiliyorsun, öyle mi?” dedi Cookie huşu içinde.
Bu noktada onu herhangi bir şeyin neden huşuya sürüklediğini
anlayamıyordum.
“Görebiliyorum, ama daha önce hiç onları taramaya, özel bir
şey aramaya yeltenmedim. Ama sanırım bunu yapabilirim.
Denemem gerek. Ve konuşacağım bir kişi daha var.”
Cookie’ye fincanını alıp beni takip ederek masalı bölüme
geçmesini işaret ettim, iki yanındaki duvarların ke narında
bölmeler olan büyükçe odanın orta kısmında bir düzine masa
vardı. Işıklar loştu ve kavşağa bakan büyük, dökme camın
yanındaki bölmeye fısıldaşmakta olan genç bir çift oturmuştu.
Arka taraftaki bir masada, hayattayken uyuşturucu bağımlısı bir
fahişe gibi görünen bir kadın oturuyordu. Teninin görünüşüne
bakılacak olursa zamanında yeterince metamfetamin kullanmıştı.
Sandalyeye, sonra Cookie’ye baktım. Üzüntülü bir sesle,
“Üşüyeceksin” dedim. Ama Norma bize şimdiden tuhaf tuhaf
bakmaya başlamıştı. Bu kadınla konuşurken Cookie’nin önümde
olmasına gerçekten ihtiyacım vardı.
Cookie yumurta kabuklarının üzerinde yürür gibi dikkat le
adım attı, sonra oturup olduğu yerde büzüldü. Kadın kişisel
boşluğunun işgal edildiğini hiç fark etmeden Cookie’nin içinde n
geçti. “Bu o kadar çok bakımdan rahatsız edici ki” de di Cookie.
“Biliyorum. Kusura bakma.”
“Hayır” diye azarladı Cookie beni. “Mimi için bunu bütün gün
yaparım. Sen parmaklarını oynatıp sihrini konuştur ve onun
nerede olduğunu öğren, yeter.”
Sırıttım ve karşısına oturdum. “Tamamdır.”