Test Drive | Page 198

ma bakındım, bekledim. Bir iki saniye sonra kapıma tekrar vuruldu ve ses dairemde yankılandı. Parmak uçlarımda kapıya doğru gittim; bu saatte biri beni öldürmeye geldiyse çok sinirlenecektim. Delikten dışarı baktım. Dışarıda iki kadın duruyordu. Ellerinde İncillerle. Haydi ama. Kılık değiştirmekte hiç başarılı değillerdi. Muhtemelen öğleden önce kellemi almak için gönderilmiş profesyonel suikastçılardı. Ama bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı. Kapımın zincirini yerine takıp kapıyı araladım. Diğerinden daha yaşlı olan kadın gülümsedi ve hemen konuya girdi. “Günaydın, hanımefendi. Son günlerde dünyanın hastalıktan mustarip olduğunu fark ettiniz mi?” “I ıh!” “Hastalıkların Tanrı’mn yeşil dünyasının her köşesine yayıldığını?” “Şey...” “Biz buraya durumun hep böyle olmayacağını söylemeye geldik.” Elindeki Incil’i açtı, sayfaları çevirdi ve bana konuş ma fırsatı verdi. “Yani buraya beni öldürmeye gelmediniz, öyle mi?” Kadın duraksadı, ince kaşlarını çattı, arkadaşına baktık tan sonra, “Affedersiniz?” dedi. “Herhalde sizi yanlış anladım.” “Bilirsiniz işte, beni öldürmeye. Temizlemeye. Kafama silah dayamaya...” “Bence bizi başka biriyle...” “Bir dakika! Gitmeyin.” Zinciri açmak için kapıyı kapattım. Açtığımda, kadınlar temkinli bir tavırla geri adım attılar. “Yani siz suikastçı değilsiniz, ha?” ikisi de başını hayır dercesine salladı. “Yoksa, siz Yehova Şahitler