Test Drive | Page 180

Elaine’in sesini duyunca yerimden sıçradım, fotoğraflara bakmayı sürdürürken içimden sonradan onları çalmak için buraya izinsiz girdiğim takdirde paçayı yırtma ihtimalimi hesapladım. Cam vitrinlerde sözde Reyes’a ait olan farklı nesneler vardı. Hapishane üniformasından tarağa, eski bir saatten birkaç kitaba, Reyes’m aldığı bir iki kartpostala dek. Daha yakından baktım. Kartpostalların ikisinde de, gönderen adresi yoktu. Vitrinin daha aşağısına baktığımda, bir rafa yayılmış, el yazısıyla dolu sayfaları gördüm. Yazı keskin katlı, akıcı ve iddiaya göre Reyes’mdı. Elaine biraz kibirli bir sesle, “El yazısı harikulade” dedi. Beni şaşırtmak ona zevk vermiş gibiydi. “Hâlâ ‘Hollandalı’nın gizemini çözmeye çalışıyoruz.” Donakaldım. Kadın “Hollandalı” mı demişti? Birkaç saniye sonra kendime gelerek doğruldum ve ona en soğukkanlı bakış ımı attım. Neyse ki Cookie kadının arkasında, yan tarafta duruyordu ve böylece Elaine onun gözlerinin fal taşı gibi açıldığını göremedi. “Hollandalı mı?” diye sordum. “Evet.” Kadın biraz ilerleyip işaret etti. “Yazıya dikkatli bakın.” Tekrar eğilip okudum. Hollandalı. Tekrar tekrar. Her satırda tekrar tekrar Hollandalı yazıyordu. Yani, görünüşe bakılırsa mektup, lakabımın sayısız kez tekrarlanışmdan oluşuyordu. Son sayfa biraz farklıydı. Burada yine Hollanda lI kelimesini oluşturan, kelimelerden oluşan bir çizim vardı. Kalp atışlarım varış çizgisine ulaşmaya çalışır gibi, birbirine takılır oldu. “Bunların ne kadar eski olduğunu biliyor musunuz?” de dim, sakinleştirici nefesler aldıktan sonra. “Ah, birkaç yıllık. Reyes, gardiyanın bunları benim için çaldığını öğrendiğinde, yazmayı bıraktı.” Vitrinin ucunda bir fotoğraf vardı ve muhtemelen odada