Test Drive | Page 177

“Bu çok saçma.” “Bence de, ama bir düşünsene. Bu adamların pek seçeneği yok. Belki kadınlar mahkûmların kendilerini büyük ihtimalle kabul edeceğini bildikleri için yapıyorlardır. Yani, kim aşk mektupları gönderen, kendisini ziyaret etmek için hapishaneye gelen bir kadını geri çevirir? Bu kadınların kaybedecek neleri var?” Cookie bana endişeyle baktı. “Bütün bunları bayağı iyi karşılıyor gibisin.” “Pek sayılmaz” dedim başımı sallayarak. “Sanırım şoktayım. Yani, vay be, neler anlatıyorlar.” Cookie de şokta gibiydi. Ben arabayı Elaine Oake’un evine sürerken, o bilgisayarından bir web sitesine bakıyordu. Bakışları, biraz hülyalıydı. “Fotoğraflar da var.” “Ve hikâyeler anlatıyorlar. Bir dakika, ne? Fotoğraflar mı var?” Güvenli bir biçimde seyahat etmek adına, arabayı oto banın kenarına Cookie’nin çekmeye karar ekranına verdim. baktım. Dörtlüleri Yüce muzlu yaktım, sonra kremalı turta. Fotoğraflar vardı. Bir saat sonra, kendisine ancak Sapık Hayran olarak hitap edebileceğim kadının kapısının önündeydik. Yani, cidden mi? Reyes hakkında bilgi alabilmek için gardiyanlara ve diğer mahkûmlara para ödemek de neydi? Ondan bir şeyler çalabilmek için? Tabii ben de aynısını yapabilirdim, ama benim iyi bir sebebim vardı. Kapıyı uzun boylu, zayıf bir kadın açtı. Sarı saçları kısa kesilmiş, dağınık şekillendirilmişti, ama bu saçın her bir te linin, tam da kadının istediği yerde durduğundan şüphem yoktu. “Merhaba, Bayan Oake?” Sesinden biraz sinirlendiği anlaşılan kadın, “Evet” dedi. “Size Reyes Farrow’la ilgili birkaç soru sormaya geldik.” “Saatlerim yazılı.” Kapı zilinin üzerindeki levhayı işaret