Test Drive | Page 17

müştüm. Ölülere, kendilerini kimin hakladığını sorabildiğinizde, cinayetleri çözmek daha kolay oluyordu. “Karakolda kayıp vakalarıyla kimin ilgilendiğinden emin değilim. Kadının kocasıyla da konuşmamız gerekecek. Adı neydi?” Peşimden tuvaletten çıkan Cookie, “Warren” dedi. Tuvaletten çıkarken aklımdan bir liste çıkardım. Kahve mizin parasım ödedikten sonra Brad’e gülümseyip kapıya yöneldim. Maalesef, eli silahlı, sinirli bir adam bizi tekrar içeri itti. Yalnızca kafeyi soymaya geldiğini sanmak, biraz saflık olurdu. Cookie birden durdu, sonra içini çekti. Hayretle, “Warren” dedi. Uysal yüzü öfke ve korkuyla çarpılan adam, “O burada mı?” diye sordu. Burnu kalkık bir 38’lik önüne çıktığında, en sert polisin bile dizlerinde derman kalmazdı. Belli ki Cookie’de, Tanrı’nm sincaplara verdiği kadar bile akıl yoktu. Cookie adamın tepesine bir tokat patlatarak, “Warren Jacobs” dedi. “Ay!” Adam, Cookie’nin vurduğu yeri ovarken, Cookie silahı alıp çantasına attı. “Biri kazara ölsün mü istiyorsun?” Adam en sevdiği teyzesi tarafından azarlanan bir çocuk gibi omuzlarını düşürdü. “Burada ne işin var?” diye sordu Cookie. “Sen telefon ettikten sonra apartmanına gittim, seni takip edip buraya geldim ve Mimi’nin ortaya çıkıp çıkmayacağını görmek için bekledim. Ortaya çıkmayınca, içeri girmeye karar verdim.” Adam günlerdir yaşadığı endişeden perişan ve aç görünüyordu. Ve karısının kaybolmasından ben ne kadar suçluysam, o da o kadar suçluydu, insanların duygularını son derece doğ