Test Drive | Seite 94

yarım saatten sonra öyle yorgundum ki, bir an evvel kendimi yatağa atmak istiyordum. Kapıya vuruldu, George'un vuruşuydu. Başını kapıdan içeri uzattı. "Güzel," dedi beni yıkanmış ve yarı çıplak gördüğünde. "Seni istiyor. Bir sabahlık geçirip öylece gelebilirsin." "Çok cesur adammış," dedi Anne kin dolu bir sesle. "Göğüslerinden hâlâ süt akıyor, kanaması var ve en ufak bir şeyde gözyaşlarına boğuluyor." George küçük bir oğlan çocuğu gibi kıkırdadı. "Tanrı seni korusun, Annamaria, güzel kardeşim. Bence Mary her sabah uyandığında senin gibi onu neşelendiren ve rahatlatan bir yatak arkadaşı olduğu için Tanrıya şükrediyordun" Anne bu yorumdan rahatsız olduğunu gösterecek kadar cesurdu. "Kanama için bir şey getirdim," dedi George. Cebinden küçük bir topak çıkardı. Kuşkuyla elindekine baktım. "O ne?" "Fahişelerden biri anlattı. Bunu şeyine sokuyormuşsun ve bir süre kanamayı durduruyormuş." Yüzümü buruşturdum. "E peki engellemiyor mu?" "Engellemediğini söyledi. Dene bakalım, Marianne. Bu gece yatağına girmelisin." "Başını çevir o zaman," dedim. George pencereye döndü ve yatağa gidip beceriksiz parmaklarla bana söyleneni yapmaya çabaladım. "Bırak ben yapayım," dedi Anne bozuk bir sesle. "Tanrı biliyor ki, her şeyini ben hallediyorum." Topağı sokup iyice içeri itti. "Acıyla inlediğimde George başını yarı bana çevirip, "Kızı öldürmene gerek yok," dedi kibarca. BOLEYN KIZI ¦ 249 "Yukarı çıkması lazım, değil mi?" dedi Anne kıpkırmızı bir yüz ve öfkeli bir sesle. "Tıkaması lazım, değil mi?" George elini bana uzattı, acıyla yüzümü buruştuaıp yuvarlanarak yataktan ayağa kalktım. "Yüce Tanrım, Anne, bir gün eğer saraydan ayrılırsan cadılık yapabilirsin," dedi George neşeyle. "Yeterince şefkatlisin." Anne ona bakıp kaşlarını çattı. "Neden böyle suratsızsın?" diye sordu George ben geceliğimin iplerini bağlayıp kocaman topuklu kırmızı ayakkabılarımı giyerken. "Bir şey yok," dedi Anne. "Aaaa," dedi George aniden durumu kavrayarak. "Şimdi anlıyorum, sevgili Bayan Anne. Sana geri çekilip kralı Mary'ye bırakmanı söylediler. Kardeşin tahta ilerlerken sana yaşlı kraliçenin nedimesi olmak düşecek." Güzelliği aniden kıskançlıkla tamamen silindi ve kaşlarını çatarak George'a döndü. "On dokuz yaşındayım," dedi öfkeyle. "Saray eşrafının yarısı dünyanın en güzel kadını olduğumu düşünüyor. En nükteli, en hoş giyinen kadının ben olduğum konusunda herkes hemfikir. Kral gözlerini benden alamıyor. Sör Thomas benden kaçabilmek için Fransa'ya gitti. Ama kız kardeşim, benden bir yaş küçük, evli ve bizzat kralı n kendisinden iki çocuk doğurdu. Sıra ne zaman bana gelecek? Ne zaman evleneceğim? Ve kim dengini olabilecek?" Kısa bir sessizlik oldu. George elini Anne'in pembeleşen yanağına götürdü. "Ah, Annamaria," dedi şefkatle. "Senin dengin bulunamaz. Ne Fransız Kralı, ne İspanyol İmparatoru senin dengin olabilir. Sen her köşesi mükemmel cilalanmış eşsiz bir parçasın. Sabırlı ol. İngiltere Kraliçesinin kız kardeşi olduğunda istediğin her yeri araştırabiliriz. Önce 250 ¦ Philippa Gregory Mary'nin yerini seni sıradan bir düke yem etmek yerine sana hizmet edebileceği şekilde bir sağlamlaştırahm." Bu lafa gönülsüzce kıkırdadı. George esmer başını hafifçe eğip dudaklarıyla onun yanaklarını okşadı. "Sen," dedi. "Sen gerçekten fazlasıyla mükemmelsin. Hepimiz sana tapıyoruz. Tanrı aşkına bunu böyle devam ettir. Gerçekte nasıl bir insan olduğunu bir gün birileri öğrenirse hepimiz yandık demektir." Anne geri çekilip ona bir tokat yapıştırmak üzere elini kaldırdı ama George yana eğilip bir kahkaha patlattıktan sonra bana dönüp parmaklarını şaklattı. "Haydi, geleceğin küçük kraliçesi!" dedi. "Hazır mısın? Her şeyin tamam mı?" Sonra Anne'e döndü. "Hâlâ çükü kalkıyor, değil mi? Bu kızı mumya gibi bağlamadın, değil mi?" "Tabii ki hayır," dedi Anne. "Ama bence çok acıtacak." "İşin o kısmını çok önemsemiyoruz, değil mi?" diyerek Anne'e gülümsedi. "Sonuçta adamın yatağına gönderdiğimiz bizim ekmek kapımız, hazinemiz ve artık genç kız sayılmaz. Gel çocuğum! Biz Boleynler için yerine getirmen gereken bir ödevin var ve bu konuda sana güveniyoruz!"