Test Drive | Page 120

"Neden ki?" diye üsteledi George. "Her gün saatlerce günah çıkarıyor," diye haykırdı Anne. "Kadıncağız neler yaptı Tanrı bilir ama günah çıkartması benim akşam yemeğimden daha uzun sürüyor!" BOLEYN KIZI »319 . Umursamaz, dalkavukluk kokan bir kahkaha dalgası duyuldu, Anne ellerini çırparak müzik çalınmasını istedi. Çiftler dans etmek için yerlerini aldı. Ben pencere kenarında dump piskoposun şatodan, kraliçeden uzaklaşmasını seyredip içimden acaba onca saat gerçekten ne konuştular, diye geçirdim. Kraliçenin kralın neler planladığını tam tamına bilmesi mümkün müydü? Kilisenin, İngiliz kilisesinin kendisinin krala karşı durmasını umut ediyor olabilir miydi? Dansçıların arasından geçip kraliçenin odasına gittim. Bugünlerde olduğu üzere içeride yine bir sessizlik vardı. Her zaman içeriyi müzik dolduran açık pencereler örtülü, ziyaretçilere ardına kadar açık duran kapılar iyice kapalıydı. Kapıları açıp içeri girdim. Kraliçenin kabul odası boştu. Sunak örtüsü bıraktığı yerde, taburelerin üzerinde duruyordu. Gökyüzünün yarısı bile bitmemişti, ona yardım edecek birileri olmadıkça da hiç bitmeyecekti. Bir köşede tek başına dikiş dikip önündeki o metrelerce uzanan boş kumaşlara bakmaya nasıl tahammül edebildiğini merak ettim. Ateşin göbeği sönmüştü, içerisi soğuktu. Birden feci bir endişeye kapıldım. Ya götürülmüş-se? Sadece bir an için odanın sessizliği ve soğukluğunun tek bir anlama gelebileceğini, Henry'nin aniden bir dakika daha beklemek istemeyip parmaklarını şaklattığını ve kraliçenin askerler tarafından alınıp götürüldüğünü düşündüm. Sonra zayıf bir ses duydum. Öyle acıklı bir sesti ki, çocuk inliyor sandım. Ses kraliçenin özel odasından geliyordu. Durup düşünmedim bile, öyle iç burkan bir iniltiydi ki, kimden olursa olsun yardım istiyor gibiydi, kapıyı açıp içeri girdim. Ses kraliçenindi. Başlığı geriye atılmış, başı yatağının şık battaniyeleri arasına gömülmüştü. Sanki dua eder gibi dizüstü çök-. 320 ¦ Philippa Gregory muştu ama battaniyeleri ağzına tıkmıştı ve çıkartabildiği tek ses o berbat, yürek burkan iniltiydi. Kral onun arkasında durmuş, Green Kulesi'ndeki cellatlar gibi ellerini beline dayamıştı. Omzunun üzerinde