Anında George dönüp onların ofisine doğru yöneldi. Ben peşinden koşup gömleğinin manşetini
çekiştirdim ama o kendini kurtardı. "Bekle, George! Kimler tarafından kaçırılmış?"
"İspanyol ordusu tarafından," dedi. "İspanyol Kralı Char-les'ın paralı askerleri tarafından.
Söylenene göre askerler kontrolden çıkıp Kutsal Şehri yağmalamış, Kutsal Papayı da esir
almış."
Bir an şokla olduğum yerde buz kestim. "Bırakırlar," dedim.
"O kadar da şey
olamazlar..."Kelimeyi bulamadım
314 ¦ Philippa Gregory
George yoluna devam etme telaşıyla neredeyse yerinde hopluyordu.
"Bir düşün!" dedi bana. "Papanın İspanyol ordusu tarafından esir alınması ne demek? Ne
demek?"
Başımı iki yana salladım. "Kutsal Pederimiz tehlikede demek," dedim şapşal şapşal. "Papa esir
alınamaz ki..."
George bir kahkaha patlattı. "Seni ahmak!" Elimden tutup beni peşinden basamaklardan
yukarıya, papazların odalarına götürdü. Kapıyı dövdükten sonra başını içeri uzattı. "Babam
burada mı?"
"Kralın yanında," diye cevapladı biri. "Kralın özel odasında."
George topuklarının üzerinde döndü. Ben de elbisemin uzun eteklerini toplayıp peşinden
koşturdum. "Anlamıyorum."
"Krala kim boşanma hakkı verebilir?" diye sordu George, basamaklara dönmeden evvel
durarak. Kahverengi gözleri heyecanla pırıldayarak bana baktı. Döner basamakların
koruyucusu gibi tepesinden ona bakarken duraksadım.
"Sadece Papa," diye kekeledim.
"Peki, Papa şimdi kimlerin elinde?"
"Dediğine göre İspanya Kralı Charles'ın."
"İspanya Kralı Charles'ın teyzesi kim?"
"Kraliçe."
"O zaman Papa sence Krala boşanma izni verir mi dersin?"
Durakladım. George iki basamak yukarı fırlayıp açık duran dudaklarımı öptü. "Şapşalım
benim," dedi sıcacık bir tavırla. "Bu kral için feci bir haber. Asla kraliçeden kurtulamayacak.
Her şey ters gitti, dolayısıyla Boleynlerin planları da ters gitti."
> BOLEYN KIZI »315
Tam benden kaçacakken eline yapıştım. "O zaman neden bu kadar mutlusun? George! Ya
planlarımız mahvolur-sa? Neden bu kadar sevinçlisin?"
Bana bakıp güldü. "Mutlu değil, öfkeden kudurmuş haldeyim," diye neredeyse bağırdı. "Bir an
kendi çılgınlığımıza inanmaya başlamıştım. Anne'in onun karısı ve bir sonraki İngiltere Kraliçesi
olacağına inanmaya başlamıştım. Şimdi aklım tekrar yerine geldi. Tanrıya şükür. Bu yüzden
gülüyorum. Şimdi bırak gideyim de babama söyleyeyim. Haberi kardinale mesajı iletmek için
nehrin yukarısına gelen bir kayıkçıdan aldım. İlk duyanın kendisi olması babamın hoşuna
gidecektir, tabii onu bulabilirsem."
Elini bıraktım. O çılgın ruh haliyle onu daha fazla tutmanın anlamı yoktu.
Çizmelerinin taş basamaklarda çıkardığı sesi, sonra büyük salonun açılırken çıkardığı sesi, aynı
taş zeminde atılan birkaç telaşlı adımı, önünden çekilmesi için tekmelediği köpeğin sesini,
sonra kapının kapandığını duydum. Elimde hâlâ kraliçenin oya iğnesi, beni bıraktığı yere,
basamaklara çöküp şimdi tüm güç yeniden kraliçenin eline geçtiğine göre biz Boleynler
neredeyiz acaba, diye düşünmeye başladım.
George kraliçeye söyleyip söylememem konusunda herhangi bir şey dememişti ve onun
odalarına geri döndüğümde hiçbir şeyden bahsetmemeyi uygun gördüm. Kapıyı açmadan evvel
yüzümün şeklini düzelttim, korsemi biraz aşağı indirip görünüşüme çekidüzen verdim.
Zaten biliyordu. Sunak örtüsünün kenara fırlatılışından anlamıştım. Pencerenin yanında
durmuş dışarı bakıyor, sanki İtalya'yı ve onu sevip saymaya söz veren muzaffer yeğeninin
zaferle atını Roma'ya sürüşünü görebiliyordu. İçeri
316 ¦ Philippa Gregory
girdiğimde üzerime ihtiyatlı bir bakış fırlattı, sonra o şaşkın ifademi görünce elinde olmadan
kıkırdadı. "Haberi duydun mu?" diye sordu. "Evet. Ağabeyim babama yetiştirmeye gidiyordu."
"Bu her şeyi değiştirecek," dedi. "Her şeyi." "Biliyorum."