Test Drive | Page 118

Anında George dönüp onların ofisine doğru yöneldi. Ben peşinden koşup gömleğinin manşetini çekiştirdim ama o kendini kurtardı. "Bekle, George! Kimler tarafından kaçırılmış?" "İspanyol ordusu tarafından," dedi. "İspanyol Kralı Char-les'ın paralı askerleri tarafından. Söylenene göre askerler kontrolden çıkıp Kutsal Şehri yağmalamış, Kutsal Papayı da esir almış." Bir an şokla olduğum yerde buz kestim. "Bırakırlar," dedim. "O kadar da şey olamazlar..."Kelimeyi bulamadım 314 ¦ Philippa Gregory George yoluna devam etme telaşıyla neredeyse yerinde hopluyordu. "Bir düşün!" dedi bana. "Papanın İspanyol ordusu tarafından esir alınması ne demek? Ne demek?" Başımı iki yana salladım. "Kutsal Pederimiz tehlikede demek," dedim şapşal şapşal. "Papa esir alınamaz ki..." George bir kahkaha patlattı. "Seni ahmak!" Elimden tutup beni peşinden basamaklardan yukarıya, papazların odalarına götürdü. Kapıyı dövdükten sonra başını içeri uzattı. "Babam burada mı?" "Kralın yanında," diye cevapladı biri. "Kralın özel odasında." George topuklarının üzerinde döndü. Ben de elbisemin uzun eteklerini toplayıp peşinden koşturdum. "Anlamıyorum." "Krala kim boşanma hakkı verebilir?" diye sordu George, basamaklara dönmeden evvel durarak. Kahverengi gözleri heyecanla pırıldayarak bana baktı. Döner basamakların koruyucusu gibi tepesinden ona bakarken duraksadım. "Sadece Papa," diye kekeledim. "Peki, Papa şimdi kimlerin elinde?" "Dediğine göre İspanya Kralı Charles'ın." "İspanya Kralı Charles'ın teyzesi kim?" "Kraliçe." "O zaman Papa sence Krala boşanma izni verir mi dersin?" Durakladım. George iki basamak yukarı fırlayıp açık duran dudaklarımı öptü. "Şapşalım benim," dedi sıcacık bir tavırla. "Bu kral için feci bir haber. Asla kraliçeden kurtulamayacak. Her şey ters gitti, dolayısıyla Boleynlerin planları da ters gitti." > BOLEYN KIZI »315 Tam benden kaçacakken eline yapıştım. "O zaman neden bu kadar mutlusun? George! Ya planlarımız mahvolur-sa? Neden bu kadar sevinçlisin?" Bana bakıp güldü. "Mutlu değil, öfkeden kudurmuş haldeyim," diye neredeyse bağırdı. "Bir an kendi çılgınlığımıza inanmaya başlamıştım. Anne'in onun karısı ve bir sonraki İngiltere Kraliçesi olacağına inanmaya başlamıştım. Şimdi aklım tekrar yerine geldi. Tanrıya şükür. Bu yüzden gülüyorum. Şimdi bırak gideyim de babama söyleyeyim. Haberi kardinale mesajı iletmek için nehrin yukarısına gelen bir kayıkçıdan aldım. İlk duyanın kendisi olması babamın hoşuna gidecektir, tabii onu bulabilirsem." Elini bıraktım. O çılgın ruh haliyle onu daha fazla tutmanın anlamı yoktu. Çizmelerinin taş basamaklarda çıkardığı sesi, sonra büyük salonun açılırken çıkardığı sesi, aynı taş zeminde atılan birkaç telaşlı adımı, önünden çekilmesi için tekmelediği köpeğin sesini, sonra kapının kapandığını duydum. Elimde hâlâ kraliçenin oya iğnesi, beni bıraktığı yere, basamaklara çöküp şimdi tüm güç yeniden kraliçenin eline geçtiğine göre biz Boleynler neredeyiz acaba, diye düşünmeye başladım. George kraliçeye söyleyip söylememem konusunda herhangi bir şey dememişti ve onun odalarına geri döndüğümde hiçbir şeyden bahsetmemeyi uygun gördüm. Kapıyı açmadan evvel yüzümün şeklini düzelttim, korsemi biraz aşağı indirip görünüşüme çekidüzen verdim. Zaten biliyordu. Sunak örtüsünün kenara fırlatılışından anlamıştım. Pencerenin yanında durmuş dışarı bakıyor, sanki İtalya'yı ve onu sevip saymaya söz veren muzaffer yeğeninin zaferle atını Roma'ya sürüşünü görebiliyordu. İçeri 316 ¦ Philippa Gregory girdiğimde üzerime ihtiyatlı bir bakış fırlattı, sonra o şaşkın ifademi görünce elinde olmadan kıkırdadı. "Haberi duydun mu?" diye sordu. "Evet. Ağabeyim babama yetiştirmeye gidiyordu." "Bu her şeyi değiştirecek," dedi. "Her şeyi." "Biliyorum."