"Adamın Mary'ye iştahı falan yok," dedi Anne öfkeyle. "Ahşkanlfğı var. İkisi farklı şeyler. Sen
evli bir adamsın, dayı, bilirsin."
George'un şaşkınlıkla nefesini tuttuğunu duydum. Dayım Anne'e gülümsedi, gülümsemesi hain
bir kurt gibiydi. "Teşekkürler Bayan Anne," dedi. "Bu nükteniz hâlâ Fransa'da olsanız takdirle
karşılanırdı. Ancak İngiltere'de olduğunuza göre hatırlatmalıyım ki, bütün İngiliz kadınları
onlara söyleneni yapmak ve bunu yaparken mutlu görünmek zorundadır."
Anne başını eğdi ama öfkeden renginin değişmekte olduğunu gördüm.
"Hever'a gideceksin," dedi dayım aniden. Anne itiraza başladı. "Yine mi! Bu sefer ne yaptım?"
"Sen vahşi bir kartsın ve seni nasıl oynayacağımı bulamıyorum," dedi dayım, müthiş bir
dürüstlükle.
"Sarayda kalmama izin verirseniz kralı kendime âşık edebilirim," diye vaatte bulundu Anne
çaresizlikle. "Beni Hever'a geri göndermeyin! Orada benim için ne var ki?"
Dayım elini kaldırdı. "Sonsuza dek değil," dedi. "Sadece Noel'i geçirmek üzere. Henry'nin sana
kapıldığı açık ama
BOLEYN KIZI ¦ 289 M
bu ne işimize yarar ki? Onunla yatamazsın ve aklı olan hiçbir erkek sen kralın gözdesiyken
senle evlenmek istemez. Saçma sapan bir şeye döndü bu iş."
Anne cevabını yutup hafifçe reverans yaptı. "Minnettarım," dedi dişlerinin arasından. "Ama
bütün bir Noel boyunca tek başıma Hever'a, saraydan uzağa, kraldan uzağa gönderilmemin bu
aileye nasıl bir faydası olacağını anlayamıyorum."
"Ayakaltında olmayacak, böylece kralı hedefinden saptırmayacaksın. Katherine'den boşanır
boşanmaz Mary'yle evlenebilir. Bir törenle hem bir eşi, hem de veliahdı olmuş olur. Sen resmi
bulandırmaktan başka bir şey yapmıyorsun, Anne."
"Ve sen de beni resimden sileceksin, öyle mi?" dedi Anne. "Kimsin? Holbein mı?"
"Diline hakim ol," dedi annem sertçe.
"Sana bir koca bulacağım," diye söz verdi dayım. "İngiltere'den olmazsa Fransa'dan. Mary
İngiltere kraliçesi olur olmaz sana bir koca bulabilir. Kendi seçimini kendin yapabilirsin."
Anne'in tırnakları kilitlenen ellerine battı. "Benim kocam onun bana armağanı olmayacak!" diye
yemin etti. "Asla kraliçe olamayacak. O yükselebileceği yere kadar yükseldi. Bacaklarını açıp
ona iki çocuk verdi, buna rağmen kral onu umursamıyor. Sadece ona kur yaparken onunla
ilgileniyordu, bunu göremiyor musunuz? O bir av adamı, kovalamayı seviyor. Mary'yi elde eder
etmez işi bitiverdi, Tanrı biliyor ya, Mary fazlasıyla kolay bir kadındı. Şimdiyse ona alıştı,
^metresinden çok karısı gibi ama mizah anlayışı olmayan, saygısı olmayan bir eş gibi."
290 » Philippa Gregory
Olabilecek en yanlış cümleyi sarf etmişti Anne. Dayım gülümsedi. "Karısı gibi mi? Ah, umarım.
O yüzden sen biraz dinleneceksin ve biz Mary'nin sen yokken onunla neler yapabileceğini
göreceğiz. Mary'yle yarış edip duruyorsun ama gözdemiz o."
En şirin gülümsememle Anne'e döndüm. "Gözdeleri benim," diye tekrarladım. "Ve Anne'in yok
olması gerek.
yVXı§ 1526
Hever'a giderken Anne'in yükleri arasında bebeklerime Noel hediyeleri gönderdim. Catherine'e
çatısı kavrulmuş bademden, pencereleri pamuk helvadan yapılmış k