Test Drive | Page 15

Ben de bu işlerde en uzman kişiye, yani ‘ikinci’ en yakın arkadaşım olan Melis’e danışmaya karar verdim. Neyse ki benim çitlenbiğim, her zaman bir telefon kadar uzağımdaydı. **** “Of! Çıldıracağım, Melis. Açmıyor telefonunu.” “Şşşt! Sakin ol. Kafasını toplayınca eminim arar. Önemli olan onun araması değil, o aradığında senin ne diyeceğin.” Melis son derece tatlı, çıtı pıtı bir kızdı. Benimle aynı mesleği yapıyor olsa da, her an kırılabilecek kadar nazik ve hassas bir görüntüsü olduğunu düşünmüşümdür hep. Onunla ajansta tanışmıştık ve iki senede en yakın arkadaşım olmayı başarmıştı. Toprak’ın bana karşı bir şeyler hissettiğini bildiğini söylediğinde gerçekten çok şaşırsam da, benim bunu o zamana kadar anlamamış olmama gösterdiği isyan, vereceğim tepkiyi gölgede bırakmıştı. Anlayacağınız kızmaya bile yüzüm yoktu. “Bazen seni gerçekten anlamıyorum, Karen! Hamurunda sarışınlık var diyeceğim ama ailende hiç sarışın görmedim. Nasıl olur da Toprak’ın sana olan hislerini fark etmedin! Ben de biliyorsun da, istemediğin için salağa yatıyorsun sanıyordum!” dedi. Derin bir of çekip yüzümü ovaladım. Saat gece yarısını çoktan geçmişti ve artık endişe duymaktan ne hissedeceğime bile karar veremez hale gelmiştim. “Yok, Melis, bu böyle olmayacak! Ben şunu aramaya gidiyorum, takıldığı barlara bakacağım. Birkaç arkadaşının telefon numarası olacaktı bende, yoksa önce onları mı arasam?” “Saçmalama kızım, ne o öyle çocuk arar gibi!” “Anlamıyorsun, Melis. İçimde kötü bir his var! Giderkenki yüz ifadesini görmedin diyorum sana. Offf! Aptal kafam! Niye durdurmadım, gitmesine izin verdim sanki?” Benim kapıya doğru yaptığım birkaç atak ve Melis’in beni çekiştirmeleri sırasında o uğursuz telefon sesi duyuldu. “Benim telefonum!” diye bağırdım. “Toprak mı yoksa?” Hayır. Ertuğrul Bey arıyordu. Korkuyla Melis’e baktıktan sonra telefonu açıp, “Efendim, Ertuğrul Bey,” dedim.