Kız bazı Ģeyleri de zor anlıyordu; bu Crozier'ın, kızın ipleri parmaklan arasında dans
ettirerek çıkarttığı Ģekillerin arkasındaki karıĢık düĢünceleri yavaĢ yavaĢ anlamasına
benziyordu. Crozier'a göre bu esrarengiz bir Ģeydi. Bazı geceler, hangi vücudun ona
hangisinin kıza ait olduğunu bilmeyerek uyanıyor ve kendini bu garip yerli kıza çok yakın
hissediyordu. Kızın dili olmadığı ve onun yanındayken hiç ses çıkartmadığı halde bazen,
karanlık buzlar arasından kızın ona, çabuk gelmesini söyleyen ya da fazladan zıpkın, ip
veya bir alet... getirmesi için haykıran sesini duyuyordu. Kız çoğu Ģeyi anlıyordu. Crozier,
bazen her gece gördüğü rüyaların kızın rüyaları olduğunu düĢünüyordu. Bu yüzden,
kendisi birliği beklerken uzağında beyaz cüppeli rahiplerin belirdiği kâbusu kızın da görüp
görmediğini merak ediyordu.
Ama bu kız onu adamlarının yanına götürmeyecekti.
Crozier üç kere tek baĢına, o uyurken ya da uyur gözükürken, geçitten sürünerek
kaçtı. Dayanması için yanına sadece bir çanta fok yağı ve kendini korumak için de bir
bıçak almıĢtı. Ancak, iki kez bulundukları kara parçasının iç bölgelerinde bir kez de deniz
buzullarının üstünde kayboldu. Günlerce yürüyebildiği yere kadar yürüdü ve sonunda bir
yerde yığılıp kaldı. Adamlarını ölüme terk etmenin cezasını, kendi ölümünü kabullenmiĢti.
Her seferinde Bayan Sessizlik onu buldu. Ve her seferinde onu ayı postlarına
sararak, üzerine yorganlar örterek birkaç kilometre ötedeki kar-evlerine sessizce taĢıdı.
Burada yorganın altında adamın donmuĢ ellerini ve ayaklarını çıplak göğsünde ısıtıyor ve
Crozier ağlarken onun yüzüne bile bakmıyordu.
ġimdi ise onu yüzlerce metre ötedeki bir buzun üstünde, bir fokun nefes deliğine
eğilmiĢ halde buldu.
Elinden geldiğince denemiĢ; ama Crozier hiçbir zaman buzdaki bu kahrolası nefes
deliklerini bulamamıĢtı. Öyle ki bunları yazın gün ıĢığında, çok az ay ıĢığında, yıldızlann
ıĢığında ya da Bayan Sessizlik'in yaptığı gibi karanlıkta bulabileceğinden Ģüphe ediyordu.
Pis kokulu foklar çok akıllı ve kurnazdılar; öyle ki Crozier ve adamları onca zaman içinde
yalnızca birkaç kez fok avla-yabilmiĢlerdi ve hiçbirini de o deliklerden değil.
Crozier, konuĢan ipler aracılığıyla, bir fokun suyun altında nefes almadan yedi veya
sekiz dakika, en fazla on beĢ dakika kalabildiğini anlamıĢtı. (Bayan Sessizlik bu zaman
dilimlerini kalp atıĢlarıyla açıklamıĢtı ve Crozier de bu iĢaretleri baĢarıyla çevirmiĢ
olduğunu düĢünüyordu.) Eğer Sessizlik'in iplerini doğru anlıyorsa, bir fokun, köpek, kurt ya
da kutup ayısı gibi karasal sınırları vardı. Foklar kıĢın bile, kendilerini bu sınırlarda
koruyabiliyorlardı, böylece buz altındaki uygarlıklarında yeterli miktarda havalan oluyordu.
Fok, etraftaki en ince buzu bulur ve onun altını bütün vücudunu sığdırabilecek geniĢlikte
oyar, yalnızca nefes alabileceği kadar küçük bir deliği açık bırakırdı. Sessizlik ona ölü bir
fokun keskin pençelerini göstermiĢ ve ne kadar iĢe yaradıklarını gönnesi için de pençeleri
buza geçirmiĢti.
Sessizlik ipler aracılığıyla Crozier'a, bir tek fokun bile düzinelerce nefes deliği
açtığını anlatmıĢtı; ama Crozier o delikleri bulabileceğine emin değildi. Kızın iplerle açık bir
Ģekilde gösterdiği ve kolayca bulabildiği delikler, görünmez buz bacalarının, basınç