oluĢmadığını ısrarla söylüyordu. Hickey'e, masum bakıĢlarıyla onu izleyen Magnus'un
gömleğini kaldırıp etinin ne kadar pembe ve sağlıklı göründüğünü anlatmaya çalıĢmıĢtı.
Hickey ise ısrarla "O halde neden acı çekiyor?" diye soruyordu.
"Bu, sıradan; ama kasta meydana gelmiĢ derin bir ezik. Ağrı birkaç hafta daha
devam edebilir. Ciddi bir sorun değil, hayati tehlikesi ise yok."
Hickey, "O topları oradan alamaz mısın?" dedi.
"Cornelius," diye sızlandı Magnus. "Onların alınmasını istemiyorum."
Devin kolunu okĢarken, "KurĢunlardan bahsediyorum, canım," diye cevap verdi
Hickey, "Karnındaki küçük kurĢunlardan yani."
Goodsir, "Belki," dedi. "Ama buna kalkıĢmasam daha iyi olur. En azından kızaklı
yolculuktayken. Ameliyat edersek büyük ölçüde iyileĢmiĢ bir kası kesmemiz gerekecektir.
Bay ManĢon günlerce yatmak zorunda kalabilir ve kan zehirlenmesi riski de oldukça
yüksek. Eğer kurĢunları çıkarmaya karar verirsek bunu Terör
Kampı'nda ya da gemide yapmayı tercih ederim. Böylece hasta günlerce yatıp
iyileĢebilir."
Magnus, "Karnımın ağrımasını istemiyorum," diye bağırdı.
Hickey arkadaĢının geniĢ omuzlarını okĢayarak, "Evet, elbette istemediğini
biliyorum," dedi. "Ona biraz morfin ver, Goodsir."
Cerrah kafasını sallayıp Magnus'a bir kaĢık ağrıkesici içirdi.
Magnus morfin almaya bayılıyordu; ilacını aldıktan sonra teknenin kıç tarafında
oturup uykuya dalana kadar keyifle gülümsedi.
Bu Cuma, Eylül un sekizinci günü, Kral Hickey âleminde her Ģey yolundaydı. Kızak
hayvanları Morfin, Orren, Brown, Dunn, Gibson, Smith, Best, Jerry, Work, Seeley ve
Strickland her gün biraz daha güçlenip daha hızlı kızak çekiyorlardı. Magnus da teknenin
kıçında bir subay gibi otuaıp geçtikleri yolu izlemekten son derece memnundu ve morfin ile
afyon tentürü. Terör Kampı'na ya da Teröre varana kadar yeterdi. Goodsir hayattaydı; kral
ve dostuna eĢlik eden kervanla birlikte aksayarak ilerliyordu. Hava soğuduğu halde iyiydi
ve geçen aydan beri yaratığın izine rastlamamıĢlardı.
Birkaç gün daha yetecek kadar Aylmore ve Thompson etleri vardı. Ġnsan yağı da
balina yağı gibi yanıyordu; ama daha kısa süreli ve daha az etkiliydi. Terör Kampı'na
varmadan önce bir kurbana daha ihtiyaçları olabilirdi.
Öğünlerini azaltırlarsa yiyecekleri yetebilirdi; ama Cornelius Hickey kurbanı seçmek
için bir kura daha çekerse, geride kalan on bir itaatkâr köpeğinin ruhuna terörü daha
derinden iĢleyerek kendi otoritesini sağlamlaĢtırabilirdi. Hickey'in uykusu çok hafifti; ama
son günlerde hepten tek gözü açık uymaya baĢlamıĢ ve kapsüllü tüfeğini yanından
ayırmaz olmuĢtu. Yine Magnus'un iĢini bitireceği ve Goodsir'ün parçalamayı kabul etmeyip
uğruna ceza yiyeceği dördüncü kurbandan sonra kızak hayvanlarının hain kalplerinde
itiraz etme gücü büsbütün yok olacaktı.