On yedi adamın, en fazla sekiz kiĢinin rahatça kalabildiği 8,53 metrelik bir tekneye
nasıl sığdığını sorabilirsin.
Yanımıza sadece çadırları, silahlan, fiĢekleri, su fıçılannı, kendimizi ve onlann
iğrenç yemeklerini alabildik. Tekne öylesine doldu ki deniz suyu küpeĢteye kadar yükseldi
ve özellikle de açık suyun geniĢlediği yerlerde küreklere gerek kalmadan tekne rüzgâra
karĢı volta vurdu.
Bu akĢam çadırları kurarken Hickey ve Aylmore'unfısıldattıklarını duydum; sessiz
olmak için uğraĢmıyorlardı. Birileri gitmek zorunda kalacak.
Su açık; tıpkı Peygamber Cornelius Hickey'in temmuz ayında Crozier'a karĢı
baĢlattığı isyanı sona erdiren o sesleniĢe benziyor: "Açık su" Belki Terör Kampı na batta
Terör'e kadar yol serbest bile olabilir. Hickey ve onunla kalanlar, üç buçuk ay boyunca kızak çekmeden üç gün içinde kampa ve gemiye ulaĢabilirler.
Artık kızak çeken adamlara ihtiyaç yok; peki, içlerinden hangisi teknenin yükünü
yarın biraz daha hafifletmek için kurban edilecek?
Ben bunları yazarken Hickey, devi, Aylmore ve diğer liderler kampa doğru gelerek
çadırlardan çıkmamızı emrediyorlar; hâlbuki saat oldukça geç ve dıĢarısı da karanlık.
Eğer yarın da hayatta kalırsam, yazmaya devam edeceğim.